Fizik
Temelli Teknolojilerin En Popüleri : Nanoteknoloji
ve Önemi
“Nano” sözcük olarak, bir fiziksel
büyüklüğün bir milyarda biri anlamına gelir. Bir nano
metreyse, metrenin bir milyarda birine eşit bir uzunluk birimidir. İnsan saç
teli çapının yaklaşık 100.000 nanometre olduğu düşünülürse ne kadar küçük bir
ölçekten bahsedildiği daha rahat anlaşılır. Bir başka deyişle, bir nanometre
içine yan yana ancak 2 -3 atom dizilebilir; yaklaşık 100 -1000 atom bir araya
gelerek nano ölçeklerde bir nesneyi oluşturur. Bildiğimiz
birçok molekül de nano yapı tanımına giriyor. 20.
yüzyılın başlarında maddeyi oluşturan parçacıklardan, örneğin elektronların hem
parçacık hem de dalga gibi davrandığı, yine bu ölçeklerde belirsizlik kuramının
geçerli olduğu saptandı. Bu temel öğelerden doğan kuantum mekaniği sayesinde
atom ve moleküller doğru olarak algılanıp anlaşıldı. Temel bilimler ve ilgili
teknolojiler hızla gelişti. Kuantum mekaniği sayesinde, atomun enerji
durumlarının neden kesikli olduğu, katıların klasik parçacık kuramı kullanarak
hesaplanan bazı temel elektronik ve manyetik özelliklerinin neden gözlemlerden
büyük sapmalar gösterdiği, artık bir bilmece olarak kalmaktan kurtuldu.
Kuantum mekaniğine paralel olarak 20. yüzyılın ilk ve ikinci
çeyreğinde makine imalat sanayinde de önemli gelişmeler yaşandı. Bu
gelişmelerden daha sonra yeni bir sanayi devrimi ortaya çıktı. Klasik mekaniğin
geçerli olduğu imalat sanayinde kullanılan malzemelerin atomsal yapısı,
mekanik, elektronik ve manyetik özellikleri ancak kuantum mekanik sayesinde
anlaşıldı. Bu bilgiler ışığında yeni malzemeler de geliştirildi. En önemlisi,
yarıiletken malzemeler, özellikle silisyum teknolojisi önem kazanıp, mikro
elektronik sanayi hızla gelişmeye başladı. Mikro elektronik, iletişim
teknolojilerinden başlayıp her alanda uygulama buldu. Özellikle bilgisayarların
ve bilişim teknolojilerinin yaygın kullanımı, mikro elektronik başta olmak
üzere, opto elektronik, fotonik
teknolojilerinin gelişmesinde itici kuvvet rolünü üstlendi. Bilgisayar
kullanımının her alanda getirdiği hız, daha hızlı ve daha küçük bilgisayarlara
olan talebi canlı tuttu. Bu sayede bilgisayarlar yaklaşık her 18 ayda işlemci
hızlarını ikiye katlayarak gelişimlerini sürdürmekteler. Günümüzde
bilgisayarlarda aygıt boyutları 50 nanometrenin altına inerken, mevcut
teknolojilerin çözemeyeceği ısınma problemleri ortaya çıkmaktadır. Bunun
yanında daha küçük boyutlarda elektronik aygıtların işleyişindeki yarı - klasik
fizik kuramları geçerliliğini yitirip, kuantum olaylar önem kazanmaya
başlamaktadır.
Bilgisayarın, daha sonra internetin yaygın kullanımı, yaşam
tarzımızı da çeşitli yönlerden etkiledi ve zamanla kullanılan teknolojiler
yetersiz kalmaya başladı. Yaşantımızı ve sağlığımızı yakından ilgilendiren,
fakat daha önce hayal bile edilemeyen birçok gelişmenin kişisel kullanıma
sunulması gündeme geldi. Yeni teknolojilerin sağlık hizmetlerinde başarıyla
uygulanması, DNA’ yla ilgili teknolojilerin gelişmesi
bilim insanları ve mühendisleri her gün daha küçük boyutlara inmeye, daha az
yer kaplayan, daha az enerji harcayarak daha hızlı çalışabilen aygıtlar yapmaya
zorladı.
Bir aygıtta kullanılan malzemenin boyutu küçüldükçe çalışma
hızı da artıyor ve o malzemenin yeni özellikleri ortaya çıkıyor. Boyutlar
nanometre ölçeklerine yaklaşırken malzemenin fiziksel özellikleri kuantum
mekaniğinin kontrolüne giriyor, elektron durumlarının fazı ve enerji
spektrumunun kesikli yapısı daha belirgin hale geliyor. Daha da önemlisi,
malzemeyi oluşturan atom sayıları 100’ler düzeyine inince, atomsal yapının
geometrisi, hatta atom sayısının kendisi bile fiziksel özelliklerin
belirlenmesinde etken oluyor. Nano ölçeklerdeki bir
yapıya yeni eklenen her atomun fiziksel özelliklerde neden olduğu
değişiklikler, bu atomun cinsine, nano yapının türüne
ve geometrisine bağlı olarak belirginleşiyor. Örneğin, nano
yapının iletkenliği, o yapıya tek bir atom eklense bile değişebilmektedir.
Benzer şekilde, nano ölçeklerde atomlar arası bağ
yapısı da değişikliğe uğrayabilmekte; mekanik olarak malzeme güçlenirken ya da
zayıflarken, elektronik olarak iletkenlik özelliği tümüyle değişebilmektedir.
Örneğin, yarıiletken olarak bilinen ve çağımızın en önemli malzemesi olan
silisyumdan yapılan bir telin çapı nanometreye yaklaşırken tel iletken bir
karakter sergiliyor. Diğer ilginç bir malzeme de karbon elementidir. Yapıtaşını
karbon atomunun oluşturduğu elmas kristali, bilinen en sert ve yalıtkan
malzemedir. Kurşun kalemlerden tanıdığımız, 2 boyutlu, düzlemsel grafit
tabakalarıysa karbon atomunun yumuşak ve iletken bir yapısıdır. Bir boyuttaysa,
karbon atomları çelikten çok daha yüksek bir çekme mukavemetine sahip olan ve
normal koşullarda çok iyi bir iletken olan kararlı sicimleri (atom
zincirlerini) yapıyorlar . Teknolojinin yeni
taleplerine yanıt verebilen bu olağanüstü özellikler, nanometre boyutlarında
yapay malzeme sentezlenmesini özendiriyor.
Nano
yapıların olağanüstü özellikleri çok öncelerden tahmin edilmekteydi. Nitekim
1960’lı yıllarda, Feynman nano yapıların bu yönünü
vurgulayarak bilim insanlarının dikkatlerini nanometre boyutlarına çekmek için
çaba gösterdi. O sıralarda kimyacılar da mikro elektronik sanayine seçenek
oluşturmak üzere moleküllerden transistor yapmayı önerdiler. Moleküler
transistor yapımının başarılması, Bell
Laboratuarları’ nda
1980’li yıllarda peş peşe gelen Nobel Fizik Ödüllerine konu
olan çeşitli bilimsel çalışmalar hem nanometre ölçeklerinde saklı yeni
davranışları ortaya çıkardı, hem de atomu görüp onu istediğimiz yere
taşıyabilmemizi olanak verecek yeni gelişmelere yol açtı. Kuantum Hall etkisi ve düşük boyutlu elektron sistemlerinde
gözlenen yeni kuantumlaşmalar, yeni süper iletkenlik mekanizmaları, bilimsel
araştırmaları kuantum kuyularına, kuantum telleri ve noktalarına yöneltti. Bu
araştırmalar, büyüklükler nanometre düzeyine inince elektron enerjinin
kuantumlaşmasının elektrik ve ısı iletkenliği gibi fiziksel özelliklere
yansıyacağını ve yeni kuantumlaşmalara neden olacağını gösterdi. Önce taramalı tünelleme mikroskobunun (STM) daha sonra atomik kuvvet
mikroskobunun (AFM) keşfi, yüzeyde bulunan atomların ve moleküllerin
gözlenmesine, atomsal düzeyde tepkimelerin izlenmesine olanak tanıdı. Dr. Eigler yüzeyde bulunan bir atomun STM ucuyla başka bir yere
nasıl taşınabileceğini, yüzeyle uç arasında atomun isteğe bağlı olarak hareket
ettirilerek nasıl akım şiddetini ayarlayan atom-anahtarı yapılacağını gösterdi . Böylece 20. yüzyılın son çeyreğinde, doğada
bulunmayan yeni nano yapıların atomsal düzeyde
tasarlanarak sentezlenmesi devri başladı. İnsanlık, 60 yıl içinde metre-milimetre
büyüklüğünde malzemeyi kesici takımlarla işleyen ya da yüksek sıcaklıklarda
kalıplara dökerek ya da döverek şekillendiren imalat teknolojisinden, atomsal
düzeyde malzemeyi tasarlayıp yeni moleküller oluşturmaya yönelik bir imalat
yöntemine geçti ve nano teknolojiyle tanıştı. Nano teknoloji nano ölçeklerde
malzeme tasarlayıp üretmeyi, bu malzemelerden yeni yöntemlerle aygıt, alet
üretmeyi amaçlar. Bu bağlamda nano teknolojide
kullanılan yöntemler, bilinen yöntemlerden çok farklı olabiliyor. ABD’de mevcut
teknolojiler doyum noktasına yaklaşırken ve uluslararası rekabet karşısında kâr
payları düşerken, nano teknolojide oluşabilecek pazar
ve elde edilecek kârı çok iyi değerlendirebilen ekonomistler, Başkan Clinton’a
baskı yapıp nano teknolojiyi öncelikli alan olarak
ilan ettirdiler. O günden bu günlere gelirken ABD’de kurumlar yeniden
yapılanmaya giderek yeni yatırımlar yapıldı, çok sayıda laboratuar kuruldu.
2015 yılında ABD’de nano teknoloji ürünlerinin
satışlarının 1 -3 trilyon dolar dolaylarında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
ABD’de üniversite ve araştırma merkezleri kendi aralarında örgütlenerek
kaynakları daha etkin kullanmak üzere “araştırma üçgenleri” oluşturmuş
bulunuyorlar. Günümüzde ABD dışında Japonya, Avrupa Birliği ülkeleri, İsrail,
Çin ve Kore’de de nano teknolojiye önem verilmekte.
Çin’de nano teknoloji konusunda bir milyon uzman ve
araştırmacı yetiştirmek üzere yeni bir program başlatılmış durumda. Avrupa
Birliği 2010 yılında ABD ve Japonya’yı yakalamak için 6. Çerçeve Programında nano teknolojiyi öncelikli alan ilan etti. Son zamanlarda
ABD ve Avrupa’da çok sayıda nano teknoloji araştırma
merkezi, ayrıca üniversitelerde bu alanda yüksek lisans programları açıldı .
Nano
teknolojide Son Gelişmeler:
Nano
teknolojinin önümüzdeki 10- 15 yıl içinde yeni bir teknoloji devrimi olarak
ortaya çıkacağına inanılıyor. Teknolojide ilerlemiş ülkeler nano
teknolojiye odaklanarak, bu devrimin içinde yer almalarını sağlayacak
programlar üzerinde ciddi çalışmalar yapmaktalar. Bütün bu çabaların altında teknoloji
yarışında geri kalma endişesi yatıyor. 20. yüzyılın başından beri gelişmekte
olan ve her alanda, bilgi işlemden akıllı malzemelere ve mikro elektroniğe
kadar çok gelişmiş teknolojileri kullanan otomotiv endüstrisinde rekabet
nedeniyle son yıllarda kâr payları çok düşmüş durumdadır. Gelişmiş ülkeler
otomotiv sanayi ve benzer sanayileri daha az gelişmiş ülkelere bırakıp
rekabetsiz bir ortamda yüksek kârlı teknolojilere yönelmektedirler. Nano teknoloji bu bağlamda (kozmetikte reflektan
boyalardan tıp dalında kanser tedavisine kadar) geniş bir alanı kapsayan uygun
bir konu olarak ortaya çıktı ve bu nedenle de bütün önceliklere sahip oluverdi.
Günümüzde tekstil sanayi de benzer sıkıntıları yaşamaktadır. İşçiliklerin çok
yüksek olduğu gelişmiş ülkelerin tekstil sanayi, gelişmekte olan ülkelerin,
özellikle Çin’in ucuz iş gücüne dayalı rekabeti karşısında yok olmaya yüz
tutmaktadır. Şimdi İngiltere ve ABD’de yüksek teknoloji kullanılarak tekstil
sanayilerinin yeniden canlandırılması için ciddi adımlar atılıyor. Ancak,
Çin’de de tekstil sanayinde uygulanacak nano
teknoloji ürünleri hızla geliştiriliyor. Çin’de geliştirilen kirlenmeyen
kumaşlar ve dokuma ürünleri nedeniyle, çamaşır makinesi üreten kuruluşların
stoklarını eritip kapasite indirimine gideceklerinden bahsediliyor. Aslında nano teknolojinin tekstil sanayinde çok önemli işlevinin
olacağı biliniyor. Dokumada kullanılacak elektronik fiberler sayesinde,
istenildiğinde renk değiştirebilen, vücudumuzu zararlı ışınlardan koruyan,
güneş enerjisinden elektrik üreterek yazın soğutan, kışın ısıtabilen giysilerin
yakın bir zamanda vitrinlere çıkması beklenmektedir. Özel polimerler sayesinde
terin emilip vücudumuzun kuru kalmasını sağlayan, su tutmayan giysiler şimdiden
geliştirildi.
Nano bilim ve nano teknolojide araştırma çalışmaları çok çeşitli alanlarda sürdürülüyor. Son zamanlarda nanometre boyutlarında ortaya çıkan çeşitli kuantum olaylar, ısı ve elektrik iletkenliğinin kuantumlaşması, spine bağlı elektron taşınması, faz tutarlılığı, kararlılık ve denge dışı fiziksel olaylar çok sayıda kuramsal ve deneysel çalışmalara konu oldu. Nano tellerde kuantum iletkenlikle tel kesiti arasında gözlemlenen ilginç ilişkiler, nano ölçeklerde tel çapının ve bir bakıma kesitte bulunan atom sayısının bile kesikli olarak değişeceğini gösteriyor. Böylece nesne büyüklüklerinin de kuantumlaşabileceği sorusu gündeme geliyor.