Milliyet Gazetesi 31.10.2004

Yükseköğretimde Özal vizyonu yakalanamadı

Yükseköğretim reformu, iktidara geldiği ilk günden itibaren hükümetin öncelikli hedefleri arasında. Ama bir türlü mesafe kaydedemiyor. Çünkü ortada, üzerinde ciddi anlamda kafa yorduğu bir reform paketi yok. Oysa Özal iktidarının ilk yıllarını hatırlıyoruz da, neler tartışılmıştı neler...
Örneğin Almanya'nın şu günlerde getirmeye çalıştığı özgün üniversite modeli, 15 yıl önce Özal tarafından ortaya konulmuştu. Eğer, üniversiteler tarafından önce sulandırılıp ardından da bir başka bahara ertelenmemiş olsaydı, şu anda dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasına en azından birkaç üniversitemiz girmiş olurdu.
Almanya, "Tüm üniversitelerimizin ABD üniversiteleri ile yarışır noktaya gelmesi hayal. Onun için 10 tanesine özgün statü sağlayalım, istedikleri kadar kaynak ayıralım, onlar da bilim üreterek, dünya klasmanında en üst sıralara çıksın" diyor. Özal'ın dedikleri de aynı bu yöndeydi.
Bir başka projesi ise ABD'deki MIT örneğinde olduğu gibi asıl işi eğitim - öğretim yapmak değil, araştırma yapmak olan araştırma enstitüleri kurmaktı. Kurdu da. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ve Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü bu amaçla açıldı. Ama daha sonra gelen iktidarların ve YÖK başkanlarının çapının bu vizyonu taşıyamaması nedeniyle sıradan birer üniversite haline geldiler.
Üniversitelerin kendilerine kaynak yaratmaları, sözleşmeli öğretim üyesi, yurtdışına öğrenci ve öğretim üyesi gönderilmesi, üniversite sanayi işbirliğinin sağlanması, büyük sanayi kuruluşlarına AR - GE zorunluluğunun getirilmesi ve daha birçok şey onun döneminde gerçekleşti.
Bir de şimdi olan bitenlere bakıyoruz. Sıfır, elde var sıfır. Çiller, Yılmaz, Ecevit, Erbakan, Demirel hükümetlerinden bir adım dahi önde değiller. Hatta onların çok gerisindeler.
Hükümetin karnesindeki bazı notlar iyi olabilir. Ama eğitim konusunda, özellikle de yükseköğretim konusunda bütünlemeye kaldığı kesin. Türban tartışmalarının ötesine geçemedi. Üç beş bürokratın ve partilinin intikam duygularının esiri oldu. Ortaya koyduğu her taslak, bu izleri taşıdı...

Şimdi ne olacak?
Kapalı kapılar ardında hazırlanan yeni YÖK yasa tasarısının, muhtemelen ocak ayında Meclis'e geleceği konuşuluyor.
Geçen yıl yaşanan başarısız girişimler nedeniyle bir hayli puan kaybeden iktidar, işi bu kez ciddiye alıyor. Tasarı Meclis'e gelecek ve geçecekmiş. Bu kez kararlılarmış. AB yolunda dev adımlar atan iktidarın, YÖK konusunda takılıp kalması artık düşünülemezmiş. Kim diyor bunları? AKP kurmayları. Bekleyip göreceğiz...
YÖK ve Üniversitelerarası Kurul'un darmadağın olduğu böylesi bir dönemde, yeni yükseköğretim yasası, fazla bir dirençle karşılaşılmadan, kolayca TBMM'den geçebilir. Ama ne getireceği önemli.
Çok basit bir öğrenci affını bile eline yüzüne bulaştıran AKP, umarız, yükseköğretim reformu adı altında, üniversiteleri daha da geri götürmez. Özal, en azından dünyada ne oluyor, bitiyor onları yakından izliyor ve aynısını, hatta daha iyisini ben de isterim diye diretiyordu.
Başbakan Erdoğan ise ülke ülke dolaşmaktan hala bu konulara kafa yormaya zaman bulamadı. Danışmanlarının çapı da ortada. İleride söz üniversitelerden açıldığında Özal gibi hatırlanmak istiyorsa, bu konuda daha ciddi adımlar atması gerekiyor.
Özetin özeti: Başbakan Erdoğan, AB liderleriyle buluştuğunda biraz da bu konuları konuşsa ne iyi olur. Gezilerinde bugüne kadar ne YÖK Başkanı'nı ne de rektörleri görebildik! Hala zamanı gelmedi mi?..