Gebze'deki Amerika

İstanbul'dan Ankara'ya "TEM otoyolundan" değil de, "E-5"ten gidecek olursanız...

Gebze'de, Arçelik'in karşısında bir "enstitü" görürsünüz.

Orası aslında bir "üniversitedir."

Ama...

"Yüksek lisans" ağırlıklı olduğu için...

"Araştırma ağırlıklı" olduğu için...

Ve "Amerikan modeli bir ihtisas kurumu" olduğu için...

Adı, üniversite değil de "enstitü."

"Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü."

Ülkemizde böyle "iki enstitü" var.

Biri "burası."

İkincisi de "İzmir'de."

BÜYÜK BAŞARI
Gebze'deki enstitüde "1200 civarında" öğrenci var.

Ancak bunların sadece "180'i" bildiğimiz üniversite öğrencisi.

Diğerleri ya "doktora" yapıyor.

Ya da "master."

Öğretim üyesi sayısı 102.

Enstitüdeki hocaların "uluslararası bilimsel dergilerde" geçen yıl yayınlanan yazılarının/araştırmalarının sayısı "52."

Yani...

Her iki Hoca'dan biri "Batı'ya açılmış... Araştırması, Batı'da yayınlanıyor." Bu "büyük başarı."

REKTÖR
"Eski yoldan... E-5'ten" giderken...

"Enstitü'yü" gördük.

Ve hemen girdik.

"Eskiden" Rektör Ahmet Ayhan'dı.

"Kurucu rektör" Prof. Dr. Ahmet Ayhan.

Jeoloji Profesörü.

Şimdi "Konya'da."

Yerine "yeni bir Hoca" gelmiş

Prof. Dr. Alinur Büyükaksoy.

"Dünya çapındaki değerimiz" matematikçi, merhum Cahit Arf'ın çalışma arkadaşı.

İTÜ, Elektrik Fakültesi'nden gelmiş.

FARKLI ÜNİVERSİTE
Rektör'e sorduk

- Hocam, ne yapıyorsunuz?

"Yavuz Bey" dedi

- Üniversitelere hoca yetiştiriyoruz... Sanayi için proje üretiyoruz... AR-GE mühendisliği eğitimi veriyoruz...

Dedik ya... Burası bir "üniversite" ama... "Farklı" bir üniversite.

Farkı "araştırma ağırlıklı" oluşu.

Farkı "yaratıcılığa... Buluşa" önem verişi.

BULUŞ YARIŞMASI
"Eski rektör" yurt çapında bir "yarışma" düzenlemişti."Kocaeli Sanayi Odası" ile birlikte. Yarışma "buluş" yarışmasıydı. O zaman Rektör, Prof. Dr. Ahmet Aydın'ı arayıp, kutlamıştık. Ahmet Hoca "ilgisizlikten" yakınmıştı.

"Yavuz Bey" demişti

- Bizim insanımız icat konusunda çok yetenekli... İmkan vermek lazım... Moral vermek lazım... Ne olur, gelin bize gönderilen buluşları bir görün.

"Olur hoca" demiştik ama...

Gidememiştik.

YERLİ MUCİTLER
"Alinur Hoca" dedik

- Sizden önceki rektöre sözümüz vardı... Ama kısmet bugüneymiş.

"Yeni rektör" bizi ağırladı.

"21 araştırma laboratuarı olan" bu çağdaş kurumu anlattı.

Ve sordu

- Öğrenmek istediğiniz başka şey var mı?

- Var hocam... Yerli mucitlerimizin projeleri.

Alinur Hoca gülmeye başladı ve...

Projeleri önümüze serdi.

Prof. Zihni Sinir'ler... Mucit Macit'ler...
Bazı "deyimlerimiz" var.

"Eski köye yeni adet getirme" gibi.

"Yeni icat çıkarma" gibi.

Ama bu "yerleşik deyimlere" isyan edenler de var.

Bir kısmı "eğitimsiz."

Sanayi çarşısında "usta."

Bunlar karikatürdeki "Prof. Zihni Sinir" tipi insanlarımız.

"Mucit Macit"lerimiz.

Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü, Elektronik ve Matematik hocası, Prof. Dr. Alinur Büyükaksoy'a dedik ki

- Hocam... Bizim "Mucit Macit"lere ait birkaç değişik icat söyler misiniz?

- Yavuz Bey... Çok... Hangi birini anlatayım.

- Anlatın işte.

- Biri soğan gözlüğü icadetmiş... Gözlük, soğan şeklinde... Takıyorsun, soğan doğrarken gözün yaşarmıyor.

- Başka?

- Biri de, telefonla çiçek sulama sistemi icadetmiş.

- Başka?

- Şu proje belki ilginizi çeker... Elektronik sistemli ayakkabı tabanını ısıtma projesi... Pilli bir düzenek kullanılmış... İlginç buluş.

- Başka?

- Karadeniz'i baraj gibi kullanma projesi.

- Başka?

- En sıhhi tuvalet, alaturka... Fakat, en konforlusu da, alafranga... Mucidimiz, bu ikisini birleştirmiş... Bir kompresörlü tuvalet icadetmiş.

- Başka?

- Yavuz Bey, pek çok... Örneğin Hasan Kum... Düzceli... 45 yaşında... 20 yıl Almanya'da çalışmış... İcat makinesi gibi.

- Neler icadetmiş.

- İnsanın boyunu uzatan ayakkabı... Çamaşır mandalı... İstenen şekle giren, yere uyum sağlayan ve yer kaplamayan masa... Uçak ve helikopter için yeni kanat sistemi... Kazma ve çapa yapma makinesi.

Dünya çapında
A. Mustafa Önder.

Niğdeli. İngiltere Kraliyet Tıp Akademisi mezunu.

İngiltere Diş Hekimleri Odası'na kayıtlı.

Londra'da, Guy's Hospital'da Çene ve Yüz Cerrahisi bölümünde çalışmaları var.

61 yaşında.

Ve o şimdi "dünya çapında bir mucit."

"Çiçeği burnunda" Türk mucidi.

Doktor Mustafa Bey "ne icat etti" derseniz...

Anlatalım.

Diyelim ki "takma diş" kullanıyorsunuz.

Protezi takmak bir dert, çıkarmak bir dert.

Ayrıca değiştirmek, yenilemek zaman alıyor.

Takma ve çıkarma sırasında, bağlı oldukları dişe zarar verebiliyor.

Mustafa Bey öyle bir "icatta" bulundu ki...

Adı

"Top Menteşeli Anker."

Bu icat ile, protez, "ağız içine kitleniyor."

Herhangi bir sebeple değiştirilmesi gerekirse, kilit, iki dakikada açılıyor.

"Top menteşeli sistem", eğer ağızda "tek bir diş kökü" bile kalmışsa, oraya "kitlenebiliyor."

"Buluş" çok önemli.

"Dünya çapında."

Dünyada bir ilk
Ali Kemal Ayar.

Trabzonlu.

23 yaşında.

Eğitimi, Meslek Yüksek Okulu.

"Yapay zeka, bulanık mantık, yapay görme ve algılama" gibi konular onun ilgi alanı. Bir "icatta" bulunmuş.

İcadı "yol güvenliği projesi."

Bu icat, öyle bir icat ki

* Sürücü, trafik kurallarına uymazsa, kendi kullandığı araç, sürücüye ceza kesiyor.

* Ayrıca sistem hız ve mesafe ihlalleri ile kemer takmamayı da cezalandırıyor.

İcat "dünyada bir ilk."

"Kullanılıyor mu" diye sorarsanız...

Dedik ya bunlar hep "dün bir, bugün iki... Çok yeni" icatlar.

Mühendisten

üç icat

Cengiz Köseoğlu.
Aydın'ın, Yenipazar kazasının, Donduran köyünde doğmuş.

İnşaat Mühendisi. 60 yaşında.

"Üç icadı" var

1. Dört taraftan geçmeli (kitlenen) yapı elemanı.

2. Hafif yapı yalıtım elemanı.

3. Renkli hafif yapı elemanı.

Cengiz bey "fabrika artıklarını" ana malzeme olarak kullanıyor.

İcatları, binayı depreme karşı daha güvenli yapıyor. Malzeme, işçilik, zaman tasarrufu sağlıyor.

Isı kaybını yarı yarıya azaltıyor.

Mucit Ali
Adı, Ali Çavuşoğlu.

İzmir, Menemen'den.

36 yaşında.

İlkokuldan itibaren "birşeyler icadetmeye" meraklı.

Elektronik Mühendisliği okumuş.

Bitirememiş.

İcadettiği iki "elektronik sistem" patente hak kazanmış.

Ama "parası olmadığı için" gidip, patenti alamamış.

Ali Çavuşoğlu'nun son icadı

"Ön uyartımlı elektrik motorları."

Bu öyle bir icat ki...

* Yeni bir elektrik motoru sistemi.

* Daha az elektrik akımı kullanıyor.

* Daha fazla kuvvet oluşturuyor.

* Motor, bilgisayar ile de haberleşebiliyor.

* Her yerde kullanılabiliyor.

* Ve çok da ucuza malediliyor.

Son icat
21 araştırma laboratuarı olan Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde, bilim adamlarımız bir "icatta" bulundular.

Üzerinde "uzun süre" çalışmışlar.

Ve "bitirmişler."

Rektör dedi ki

- Sonuç mükemmel... Dünyaya satılacak bir proje.

- Hocam... Nedir?

- Enkaz altındaki canlıyı bulmak için deprem radarı.

- Böyle bir radar daha önce de vardı.

- Evet ama... Mevcut sistem, akustik dalga ile canlıyı buluyor... Yani ses ile... Bizim enstitünün buluşu ise çok farklı... Dünyada yok.

- Farkı nedir?

- Elektronik manyetik dalga gönderen bir radar... Enkaz altındaki canlıyı, anında buluyor.

25 yaşındaki mucit
Adı Etkin Elver.

Ankaralı.

Daha 18 yaşındayken, TÜBİTAK'ın ödülünü kazandı.

Şimdi 25 yaşında.

Ve o bir "mucit."

"İcadına" gelince...

"Müzik notalarını, dijital işaretlere çevirip, yorumlayan bir alet."

Prof. Dr. Alinur Büyükaksoy bize anlattı ki

- Batı'da bunun benzeri var... Fakat Etkin Elver'in icadı fonksiyonel olarak çok farklı... Ve dünyada ilk.

Bu "icada" göre...

Akustik gitarla çalınan bir melodi, piyano veya keman sesiyle kullanılabiliyor.

Ya da...

İnsan sesiyle söylenen bir melodi, dalga tablosu sentezi kullanılarak, yüksek kaliteli bir enstrüman sesine dönüşebiliyor.

Güvenlik cihazı
Muammer Gül.

Tokat'ın, Erbaa'sından.

66 yaşında.

Ortaokul mezunu.

İstanbul Teknik Üniversitesi'nin "elektrik kurslarını" bitirmiş.

Ve şu anda o bir mucit.

"Muammer Usta"nın icadına gelince...

"Alternatif akımla çalışan makinelerin gövdesinde gerilim tehlikesini uyarı için güvenlik cihazı."

Muammer Usta'nın "güvenlik cihazı" buluşu "Türk Patent Enstitüsü" tarafından da çok önemli bulunmuş ve...

"Patent" verilmiş.

Eliptik motor
Nedim Aksoy.

Tekirdağlı.

33 yaşında.

Almanca biliyor.

"Endüstriyel Sanatlar" okumuş.

Ve bir "icatta" bulunmuş.

İcadı "Eliptik Motor."

Buluş çok teknik olduğu için biz pek bir şey anlamadık. Ancak Rektör Bey dedi ki "çok önemli."

Uzun açıklamalardan anladığımız kadarıyla

* Yakıt tüketimini düşürüyor.

* Motor emisyon değerlerini azaltıyor.

* Ancak termik verimi yükseltiyor.

* Güç/motor ağırlığı oranı iki kat eksiliyor.

* Buna karşılık motor çıkış gücü dört kat artıyor.