Hidrojenin gözü petrolün tahtında
> Tabiatta en çok bulunan ve geleceğin enerjisi sayılan
hidrojenin kullanımını pratiğe geçirmek için dünya genelindeki
çalışmalar bütün hızıyla sürüyor.
> Hidrojenin 10-15 yıl içinde tamamen petrolün yerini
alacağını belirten Bakan Hilmi Güler, İstanbul’da kurulan
merkezle Türkiye’nin büyük bir avantaj yakaladığına dikkat
çekti.
ANKARA- “Geleceğin enerjisi” denilen hidrojen enerjisini
pratiğe geçirme çalışmalarına hız verildi. Fosil yakıtların
sınırlı ve çevre kirliliği oluşturması, alternatif enerji
olarak kabul edilen su, rüzgâr ve güneşten elde edilen
enerjilerin her alanda kullanılamaması, nükleer enerjinin
tehlikeli olması sebebiyle terk edilmeye başlanması,
“geleceğin enerjisi” denilen hidrojen enerjisine geçişi
hızlandırdı. 1970’li yıllarda yaşanan enerji krizi sonrasında
başlayan yeni enerji kaynağı arayışlarında, ABD, Japonya ve
Avrupa ülkelerindeki üniversitelerde yapılan çalışmalarda
hidrojen enerjisinin “temiz ve sürekli” olması sebebiyle
tercih edilebileceği belirtiliyor. Yaklaşık 25 yıllık süre
içinde bu konuda yapılan birçok proje başarıyla sonuçlanırken
günümüzde hidrojen enerjisi ile çalışan otomobil, otobüs, pil,
cep telefonu, klima ve bilgisayarlar yapılıyor. Hidrojen
enerjisine geçiş kararını ilk veren Japonya, Almanya, Kanada,
Avustralya gibi ülkeler büyük yatırımlar yaparken, Almanya
donanmasının hidrojen enerjisiyle çalışması için karar aldığı
ve denizaltıların buna göre planlandığı, ABD ve Avrupa’da da
bazı otomobil fabrikalarının hidrojen enerjili üretime
başladığı belirtiliyor.
Güler: Önce planlama lazım
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanı Hilmi Güler, hidrojen teknolojisindeki yatırımların son
yıllarda arttığını belirterek, “Hidrojen dönemini başlatmak,
ancak stratejik planlama ile mümkün olabilir” dedi. Son
dönemdeki petrol fiyatlarında yaşanan artışa dikkat çeken
Bakan Hilmi Güler, hava kirliliği ve ozon deliklerini ortadan
kaldırmak için küresel ısınmaya karşı mücadele edilmesi
gerektiğini vurguladı. Petrol fiyatlarının artmasının,
hidrojen enerjisinin önemini sadece gelişmekte olan ülkeler
için değil, kalkınmış ülkeler için de bir kere daha
vurguladığını dile getiren Hilmi Güler, şunları söyledi:
“Hidrojen enerjisi teknolojisi bugün uluslararası bir öneme
sahiptir. Çevreyi koruma ve enerji kaynaklarının azalmasından
dolayı hidrojen ve diğer yinelenebilir enerji teknolojileri
önem kazanmaktadır. Hükümetlerin bu konuya gösterdiği ilgi
özel sektöre de yansımaktadır. Hidrojen teknolojisine yapılan
yatırımlar son yıllarda gitgide artmaktadır. Hidrojen dönemini
başlatmak ancak stratejik planlama ile mümkün olabilir. Bunu
da ana paydaşların katılımı ile sağlayabiliriz.”
Dünyanın merkezi Türkiye
Hidrojen Enerjisi Teknoloji Merkezi’ni İstanbul’da
kurduklarını ve bu merkezin araştırmalarının tüm hızıyla
sürdüğüne işaret eden Bakan Hilmi Güler, bu çalışmalarının
dünyada örnek olabileceğine, “Hidrojen Dönemi”nin başlamasına
vesile olacağını kaydetti. Hilmi Güler, Uluslararası Hidrojen
Merkezi’nin çok önemli olacağını, hidrojen teknolojisinin
ticarileşmesi ve pazara sürülmesi konusunda merkezin büyük
katkılarda bulunacağına inandığını da vurguladı. Hilmi Güler,
“Türkiye, ilk defa çok önemli bir konuda merkez durumunda bir
işe başlıyor. Bu avantajı kullanmamız lazım. Hidrojen enerjisi
şu anda kullanılıyor ama pratik kullanımı 10-15 yıl içinde
olacak. Hidrojen enerjisi için bir merkez kurduk ve çalışmalar
başladı. Taş devri, taşlar bittiği için bitmedi. Petrol dönemi
de petrol bittiği için bitmeyecek. Olsa dahi hidrojen dönemi
başlayacak. Sodyum, bor, hidrorir de çok hidrojen taşıyor”
diye konuştu.
İlk otomobilimiz yolda
Türkiye’de de Uluslararası Hidrojen Merkezi’nin yanı sıra
çeşitli şirket ve bilim kurumları da hidojenin depolama
teknikleri ve yakıt pili uygulamaları konusunda çalışmalarını
bütün hızıyla devam ettiriyorlar. Ford Otosan, Arçelik, TOFAŞ,
Aygaz ve Demirdöküm firmaları ile Türkiye Teknoloji Geliştirme
Vakfı (TTGV) ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM)
arasında, Yakıt Pili Teknolojisi Projesi’nin 2. Aşaması olan
“Polimer Elektrolit Membranlı Yakıt Pili Modül Bileşenlerinin
Geliştirilmesi ve Üretimi” anlaşması imzalanırken,
Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde
geliştirilen, hidrojen enerjisiyle çalışan ilk Türk otomobili
projesinin 3 ayda tamamlanacağı ve prototipinin 6 ay içinde
üretileceği belirtiliyor. Hidrojenin içten yanmalı
motorlarda katkı maddesi olarak kullanılmasını sağlamaya
çalışan uzmanlar, bu teknolojinin uygulanmaya başlanmasıyla
yakıt tasarrufu sağlanacağını, petrole bağımlılığın ortadan
kalkacağını kaydediyorlar.
EVRENDEKİ EN BOL YAKIT
Hidrojen 1500’lü yıllarda keşfedilmiş, 1700’lü yıllarda
yanabilme özelliğinin farkına varılmış, evrenin en basit ve en
çok bulunan elementi, renksiz, kokusuz, havadan 14.4 kez daha
hafif ve tamamen zehirsiz bir gaz. Hidrojen bilinen tüm
yakıtlar içinde birim kütle başına en yüksek enerji içeriğine
sahip. 1 kg hidrojen 2.1 kg doğal gaz veya 2.8 kg petrolün
sahip olduğu enerjiye sahip. Hidrojen tabiatta serbest halde
bulunmuyor, bileşikler halinde bulunuyor. En çok bilinen
bileşiği ise su. Isı ve patlama enerjisi gerektiren her alanda
kullanımı temiz ve kolay olan hidrojenin yakıt olarak
kullanıldığı enerji sistemlerinde, atmosfere atılan ürün
sadece su ve/veya su buharı oluyor. Hidrojenin petrol
yakıtlarına göre ortalama 1.33 kat daha verimli bir yakıt
olduğu belirtiliyor. Araştırmalar, mevcut şartlarda hidrojenin
diğer yakıtlardan yaklaşık üç kat pahalı olduğunu ve yaygın
bir enerji kaynağı olarak kullanımının hidrojen üretiminde
maaliyet düşürücü teknolojik gelişmelere bağlı olacağını
gösteriyor. Hidrojenden yakıt pili teknolojisi ile elektrik
elde ediliyor.
|