07 Ağustos 2005 Pazar

Hidrojenin gözü petrolün tahtında


 

> Tabiatta en çok bulunan ve geleceğin enerjisi sayılan hidrojenin kullanımını pratiğe geçirmek için dünya genelindeki çalışmalar bütün hızıyla sürüyor.

> Hidrojenin 10-15 yıl içinde tamamen petrolün yerini alacağını belirten Bakan Hilmi Güler, İstanbul’da kurulan merkezle Türkiye’nin büyük bir avantaj yakaladığına dikkat çekti.

ANKARA- “Geleceğin enerjisi” denilen hidrojen enerjisini pratiğe geçirme çalışmalarına hız verildi. Fosil yakıtların sınırlı ve çevre kirliliği oluşturması, alternatif enerji olarak kabul edilen su, rüzgâr ve güneşten elde edilen enerjilerin her alanda kullanılamaması, nükleer enerjinin tehlikeli olması sebebiyle terk edilmeye başlanması, “geleceğin enerjisi” denilen hidrojen enerjisine geçişi hızlandırdı. 1970’li yıllarda yaşanan enerji krizi sonrasında başlayan yeni enerji kaynağı arayışlarında, ABD, Japonya ve Avrupa ülkelerindeki üniversitelerde yapılan çalışmalarda hidrojen enerjisinin “temiz ve sürekli” olması sebebiyle tercih edilebileceği belirtiliyor. Yaklaşık 25 yıllık süre içinde bu konuda yapılan birçok proje başarıyla sonuçlanırken günümüzde hidrojen enerjisi ile çalışan otomobil, otobüs, pil, cep telefonu, klima ve bilgisayarlar yapılıyor. Hidrojen enerjisine geçiş kararını ilk veren Japonya, Almanya, Kanada, Avustralya gibi ülkeler büyük yatırımlar yaparken, Almanya donanmasının hidrojen enerjisiyle çalışması için karar aldığı ve denizaltıların buna göre planlandığı, ABD ve Avrupa’da da bazı otomobil fabrikalarının hidrojen enerjili üretime başladığı belirtiliyor.

Güler: Önce planlama lazım
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, hidrojen teknolojisindeki yatırımların son yıllarda arttığını belirterek, “Hidrojen dönemini başlatmak, ancak stratejik planlama ile mümkün olabilir” dedi. Son dönemdeki petrol fiyatlarında yaşanan artışa dikkat çeken Bakan Hilmi Güler, hava kirliliği ve ozon deliklerini ortadan kaldırmak için küresel ısınmaya karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. Petrol fiyatlarının artmasının, hidrojen enerjisinin önemini sadece gelişmekte olan ülkeler için değil, kalkınmış ülkeler için de bir kere daha vurguladığını dile getiren Hilmi Güler, şunları söyledi: “Hidrojen enerjisi teknolojisi bugün uluslararası bir öneme sahiptir. Çevreyi koruma ve enerji kaynaklarının azalmasından dolayı hidrojen ve diğer yinelenebilir enerji teknolojileri önem kazanmaktadır. Hükümetlerin bu konuya gösterdiği ilgi özel sektöre de yansımaktadır. Hidrojen teknolojisine yapılan yatırımlar son yıllarda gitgide artmaktadır. Hidrojen dönemini başlatmak ancak stratejik planlama ile mümkün olabilir. Bunu da ana paydaşların katılımı ile sağlayabiliriz.”

Dünyanın merkezi Türkiye
Hidrojen Enerjisi Teknoloji Merkezi’ni İstanbul’da kurduklarını ve bu merkezin araştırmalarının tüm hızıyla sürdüğüne işaret eden Bakan Hilmi Güler, bu çalışmalarının dünyada örnek olabileceğine, “Hidrojen Dönemi”nin başlamasına vesile olacağını kaydetti. Hilmi Güler, Uluslararası Hidrojen Merkezi’nin çok önemli olacağını, hidrojen teknolojisinin ticarileşmesi ve pazara sürülmesi konusunda merkezin büyük katkılarda bulunacağına inandığını da vurguladı. Hilmi Güler, “Türkiye, ilk defa çok önemli bir konuda merkez durumunda bir işe başlıyor. Bu avantajı kullanmamız lazım. Hidrojen enerjisi şu anda kullanılıyor ama pratik kullanımı 10-15 yıl içinde olacak. Hidrojen enerjisi için bir merkez kurduk ve çalışmalar başladı. Taş devri, taşlar bittiği için bitmedi. Petrol dönemi de petrol bittiği için bitmeyecek. Olsa dahi hidrojen dönemi başlayacak. Sodyum, bor, hidrorir de çok hidrojen taşıyor” diye konuştu.

İlk otomobilimiz yolda

Türkiye’de de Uluslararası Hidrojen Merkezi’nin yanı sıra çeşitli şirket ve bilim kurumları da hidojenin depolama teknikleri ve yakıt pili uygulamaları konusunda çalışmalarını bütün hızıyla devam ettiriyorlar. Ford Otosan, Arçelik, TOFAŞ, Aygaz ve Demirdöküm firmaları ile Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) arasında, Yakıt Pili Teknolojisi Projesi’nin 2. Aşaması olan “Polimer Elektrolit Membranlı Yakıt Pili Modül Bileşenlerinin Geliştirilmesi ve Üretimi” anlaşması imzalanırken, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, hidrojen enerjisiyle çalışan ilk Türk otomobili projesinin 3 ayda tamamlanacağı ve prototipinin 6 ay içinde üretileceği belirtiliyor. Hidrojenin içten yanmalı motorlarda katkı maddesi olarak kullanılmasını sağlamaya çalışan uzmanlar, bu teknolojinin uygulanmaya başlanmasıyla yakıt tasarrufu sağlanacağını, petrole bağımlılığın ortadan kalkacağını kaydediyorlar.

EVRENDEKİ EN BOL YAKIT

Hidrojen 1500’lü yıllarda keşfedilmiş, 1700’lü yıllarda yanabilme özelliğinin farkına varılmış, evrenin en basit ve en çok bulunan elementi, renksiz, kokusuz, havadan 14.4 kez daha hafif ve tamamen zehirsiz bir gaz. Hidrojen bilinen tüm yakıtlar içinde birim kütle başına en yüksek enerji içeriğine sahip. 1 kg hidrojen 2.1 kg doğal gaz veya 2.8 kg petrolün sahip olduğu enerjiye sahip. Hidrojen tabiatta serbest halde bulunmuyor, bileşikler halinde bulunuyor. En çok bilinen bileşiği ise su. Isı ve patlama enerjisi gerektiren her alanda kullanımı temiz ve kolay olan hidrojenin yakıt olarak kullanıldığı enerji sistemlerinde, atmosfere atılan ürün sadece su ve/veya su buharı oluyor. Hidrojenin petrol yakıtlarına göre ortalama 1.33 kat daha verimli bir yakıt olduğu belirtiliyor. Araştırmalar, mevcut şartlarda hidrojenin diğer yakıtlardan yaklaşık üç kat pahalı olduğunu ve yaygın bir enerji kaynağı olarak kullanımının hidrojen üretiminde maaliyet düşürücü teknolojik gelişmelere bağlı olacağını gösteriyor. Hidrojenden yakıt pili teknolojisi ile elektrik elde ediliyor.