|
BİR HOLDİNGİN ÇÖKÜŞÜ
-3-
İsmet Türker CEDİMAĞAR
Video meliora proboque deteriora sequor. -İyi yolu
görüyor ve takdir ediyorum, ama kötü yoldan gidiyorum.
Ünlü Romalı şair ve filozof Publius Ovidius Naso
Geçen bölümün özeti:
Bir holdingde ekonomik kriz sonrası artan
problemler sonucu çalışanlarda tedirginlik başlamıştır.
Bir açıklamayla beraber bu tedirginlik had safhaya
ulaşır. Derken arda arda süren toplantılardan birinde
yurtdışında kurulu Zenginler Kulübü de denilen bir
iktisadi kuruluşa üyelik fikri ortaya atılır. Ardından
holdinge mali işlerden sorumlu bir yönetici atanır. Yeni
yönetici piyasada tanınan biridir. Hemen işe koyulur.
İlk yaptığı iş demirbaşların bir listesini temin etmek
olur.
Demirbaş
listeleri hızla bilgi işlem dairesine iletiliyordu.
Aslında muhasebede kayıtlı listeler dururken neden bu
metoda müracaat edildiği merak konusuydu tabiiki. İlk
sonuçlar alındıktan sonra hemen bir toplantı düzenleneği
ilan edildi. Bütün bölüm müdürlerinin ve şeflerin
katılması isteniyordu bu toplantıya. Hatta toplantı için
bir otel kiralanmıştı. İnanılmaz şeyler oluyordu. İlk
defa basit bir toplantı için üzerinde titizlikle durulan
tasarruf tedbirleri ihmal edilecekti. Oysa Holdingin üst
katı hayli müsaitti. Ne gerek var diyenler
çoğunluktaydı. Ama takdir edersinizki olağanüstü
zamanlarda olağanüstü yetkilerle donanmış yöneticiler
pek tartışmayı ve tartışılmayı sevmezler. Onlar
kurtarıcı olarak kabul edildiklerinden sorgulanmaları
pek iyi karşılanmaz ve sorgulayanlar aslanlara yem
olurlar. İşte bu yüzden kimse sesini yükseltmedi. Bir
kişi hariç. Hani her mahallenin bir delisi olur ya o da
Holdingimizin delisiydi. Bir tek o demirbaşlar son
olmayacak bunu başka numaralar da izleyecek deme
cesaretini gösterdi. Ben dahil bir çok kişi delidir
boşver deyiverdik. Kızanlarımızda vardı. Yürüyen
tekerleğe çomak sokacak bir bu deliye mi kaldı? diyerek
tepki koyanlar oldu. Bizim deli ise sesini kısmadan
devam ediyordu. Onu sevenlerimiz de vardı. Üzülüyorduk
bu hırçın haline. Cesaretini toplayıp onunla konuşanlar
onu ikaz ettiler. İnanılmaz cümleler döküldü bizim
delinin ağzından. Ben bu filmi daha önce de gördüm. Bu
adam şirketin altını oyacak ve gidecek Dehşet
dakikalarıydı bu sözleri takip eden. Bu sohbette bulunan
herhangi bir kimse bir daha bizim deliyle muhatap
olmadı. Komplo teorilerini üretmenin ve de o teorilere
inanıp hayat sürdürmenin mümkün olmadığını biliyorduk.
Paranoyak bir yaşam tarzı bize göre değildi. Bir süre
bizim deli kendi kendine söylenip duracaktı.
Sayılı günler
çabuk geçer. Nitekim beklenen toplantı günü göz açıp
kapayıncaya kadar geliverdi. Nitekim ben de dahil bir
çok amir hep birlikte hafta sonu toplantı yapılacak
otele intikal ettik. Beş yıldızlı, lüks havuzu bulunan
bir oteldi. Odalarımıza yerleştik. Aslında birçoğumuz
için bedava tatil fırsatıydı bu. Pazarlama bölümünün
bayi toplantıları gibi bir tatil fırsatı. Toplantı
salonuna geçip yerimizi almamız pek uzun sürmedi. Derken
inanılmaz bir gösteri başladı. Müthiş bir müzik,
yükselen volüm büyülü bir ortama girişimizi
simgeliyordu. Sahnede dansçılar yer alıyordu. Büyük
ekranda aniden toplantıda bulunanlar görünmeye başladı.
İnsanlar kendilerine çevrilen kameraların yerlerini
tahmin etmeye çalışıp, her ihtimale karşın el sallamayı
ihmal etmiyorlardı. Hepimiz en az bir kere büyük ekranda
görünmüştük ki, yeni mali işlerden sorumlu genel
müdürümüz salona alkışlar arasında girdi. Holdingimizde
iki genel müdür olmasının tuhaflığını örtecek bir
şekilde özel efektlerle ışıklar onun üzerinde çeşitli
oyunlar yapıyor ve göz kamaştırıcı bir yüceltme
senaryosunun sahneye konulduğu bir tiyatronun baş aktörü
olduğunu vurguluyordu. Sonraları bu durumu garipsediğini
söyleyen her yönetici, süper yöneticimizi kıskanmakla
suçlandı.
Toplantıda
holdingin mali ve idari işler departmanında yeni işe
başlayan arkadaşlarımızın hızla uyum göstermeleri için
hepimizin yardımının istenmesi dışında ne demirbaşlar ne
de başka bir şeyler konuşuldu. Ancak Hollywoodvari
düzenlenen bu gösterinin aslında bir güç gösterisi
olduğunu anlamamız uzun zaman almadı.
Nitekim bu güç
gösterisin ardından fazla zaman geçmeden Mali işler
bölümü bütün holdingi avucu içine aldı. Aslında pek
açıkça ifade edilmez ama Pazarlama elemanları ile Mali
işler çalışanları hatta daha düz bir deyişle
pazarlamacılar ve muhasebeciler pek anlaşan bir görüntü
çizmezler. Bu kısmen farklı rolleri oynamaktan
kaynaklanır. Muhasebeciler genelde herşeyi sorgularlar.
İşlerinin gereği bu böyle olmak zorundadır. Pazarlama
bölümü ise mal satmaya odaklandığı için gereksiz
bürokrasi bu departmanı sıkar. Her iki grupta kendileri
olmasa firmanın olmayacağı fikrindedir. Üretim
departmanları da böyle düşünür. İşin vazgeçilmezi olarak
kendini ilan eden grupların herzamanki savaşından bu
sefer Mali işler galip çıkmıştı. Şirketin yönetim
hakimiyeti Pazarlama departmanının elinden uçup
gitmişti. Mali işler departmanında yer alan bir kısım
arkadaşlar bu zaferin haklı gururunu yaşıyorlardı. Artık
her harcama herzamankinden daha fazla kontrol
ediliyordu. Herşey bürokrasiye bağlanmıştı. Onay
almadan bir tek lira harcanmıyordu. Güç kimde ise söz
hakkı ondadır. Para ise en büyük güçtür. Dolayısı ile
paraya hakim olan yönetime hakim oluyordu. Holding
sahipleri pek memnundu. Bütçe yıllardan beri ilk defa
fazla vermiş ve adını unuttuğumuz kâr kavramı
bilançolarımızda yeniden görülmeye başlamıştı.
Birden
ummadığımız bir gelişme daha oldu. Bizim Holding delisi
işinden oluverdi.Bu çok konuşmasının beklenen sonucu
idi. Ancak daha sonraları birer gün arayla Mali işler
departmanında işten çıkarmalar oldu. İki hafta boyunca
bu işten çıkarmalar devam etti. Kıyım harekatını
tasarruf tedbirine yoranlar yanıldıklarını kısa sürede
anladılar. Çıkarılanların yerine hemen personel
bulunuyordu. Bu bir kabuk değişikliği idi. Nitekim
sonraları yapılan toplantılarda bu çıkarmaların zorunlu
olduğu, eski kokuşmuş düzene bağlı herkesin başına
bunlar geleceği ifade edildi. Bizim Baba Süperman
dişini böyle gösteriyordu. Bir hafta önce uygulamaları
eleştiren biri ertesi hafta toplantıda yer almıyor ve en
geç iki hafta sonra kendini kapı dışında buluyordu.
Sanki ilan edilmemiş bir diktatörlük yönetimine
geçmiştik.
Devam edecek... |