Ağustos  2005 Sayı: 11                                            Bültenimiz her ay  yayınlanır                               Basın ve Halklaİlişkiler Müdürlüğü

Kültür & Sanat

BİR HOLDİNGİN ÇÖKÜŞÜ -3-

İsmet Türker CEDİMAĞAR

Video meliora proboque deteriora sequor. -İyi yolu görüyor ve takdir ediyorum, ama kötü yoldan gidiyorum. Ünlü Romalı şair ve filozof Publius Ovidius Naso

Geçen bölümün özeti:

            Bir holdingde ekonomik kriz sonrası artan problemler sonucu çalışanlarda tedirginlik başlamıştır. Bir açıklamayla beraber bu tedirginlik had safhaya ulaşır. Derken arda arda süren toplantılardan birinde yurtdışında kurulu Zenginler Kulübü de denilen bir iktisadi kuruluşa üyelik fikri ortaya atılır. Ardından holdinge mali işlerden sorumlu bir yönetici atanır. Yeni yönetici piyasada tanınan biridir. Hemen işe koyulur. İlk yaptığı iş demirbaşların bir listesini temin etmek olur.

            Demirbaş listeleri hızla bilgi işlem dairesine iletiliyordu. Aslında muhasebede kayıtlı listeler dururken neden bu metoda müracaat edildiği merak konusuydu tabiiki. İlk sonuçlar alındıktan sonra hemen bir toplantı düzenleneği ilan edildi. Bütün bölüm müdürlerinin ve şeflerin katılması isteniyordu bu toplantıya. Hatta toplantı için bir otel kiralanmıştı. İnanılmaz şeyler oluyordu. İlk defa basit bir toplantı için üzerinde titizlikle durulan tasarruf tedbirleri ihmal edilecekti. Oysa Holdingin üst katı hayli müsaitti. Ne gerek var diyenler çoğunluktaydı. Ama takdir edersinizki olağanüstü zamanlarda olağanüstü yetkilerle donanmış yöneticiler pek tartışmayı ve tartışılmayı sevmezler. Onlar kurtarıcı olarak kabul edildiklerinden sorgulanmaları pek iyi karşılanmaz ve sorgulayanlar  aslanlara yem olurlar. İşte bu yüzden kimse sesini yükseltmedi. Bir kişi hariç.  Hani her mahallenin bir delisi olur ya o da Holdingimizin delisiydi. Bir tek o “demirbaşlar son olmayacak bunu başka numaralar da izleyecek” deme cesaretini gösterdi. Ben dahil bir çok kişi “delidir boşver” deyiverdik. Kızanlarımızda vardı. “Yürüyen tekerleğe çomak sokacak bir bu deliye mi kaldı?” diyerek tepki koyanlar oldu. Bizim deli ise sesini kısmadan devam ediyordu. Onu sevenlerimiz de vardı. Üzülüyorduk bu hırçın haline. Cesaretini toplayıp onunla konuşanlar onu ikaz ettiler. İnanılmaz cümleler döküldü bizim delinin ağzından. “Ben bu filmi daha önce de gördüm. Bu adam şirketin altını oyacak ve gidecek” Dehşet dakikalarıydı bu sözleri takip eden. Bu sohbette bulunan herhangi bir kimse bir daha bizim deliyle muhatap olmadı. Komplo teorilerini üretmenin ve de o teorilere inanıp hayat sürdürmenin mümkün olmadığını biliyorduk. Paranoyak bir yaşam tarzı bize göre değildi. Bir süre bizim deli kendi kendine söylenip duracaktı.

            Sayılı günler çabuk geçer. Nitekim beklenen toplantı günü göz açıp kapayıncaya kadar geliverdi. Nitekim ben de dahil bir çok amir hep birlikte hafta sonu toplantı yapılacak otele intikal ettik. Beş yıldızlı, lüks havuzu bulunan bir oteldi. Odalarımıza yerleştik. Aslında birçoğumuz için bedava tatil fırsatıydı bu. Pazarlama bölümünün bayi toplantıları gibi bir tatil fırsatı. Toplantı salonuna geçip yerimizi almamız pek uzun sürmedi. Derken inanılmaz bir gösteri başladı. Müthiş bir müzik, yükselen volüm büyülü bir ortama girişimizi simgeliyordu. Sahnede dansçılar yer alıyordu. Büyük ekranda aniden toplantıda bulunanlar görünmeye başladı. İnsanlar kendilerine çevrilen kameraların yerlerini tahmin etmeye çalışıp, her ihtimale karşın el sallamayı ihmal etmiyorlardı. Hepimiz en az bir kere büyük ekranda görünmüştük ki, yeni mali işlerden sorumlu genel müdürümüz salona alkışlar arasında girdi. Holdingimizde iki genel müdür olmasının tuhaflığını örtecek bir şekilde özel efektlerle ışıklar onun üzerinde çeşitli oyunlar yapıyor ve göz kamaştırıcı bir yüceltme senaryosunun sahneye konulduğu bir tiyatronun baş aktörü olduğunu vurguluyordu. Sonraları bu durumu garipsediğini söyleyen her yönetici, süper yöneticimizi kıskanmakla suçlandı.

            Toplantıda holdingin mali ve idari işler departmanında yeni işe başlayan arkadaşlarımızın hızla uyum göstermeleri için hepimizin yardımının istenmesi dışında ne demirbaşlar ne de başka bir şeyler konuşuldu. Ancak Hollywood’vari düzenlenen bu gösterinin aslında bir güç gösterisi olduğunu anlamamız uzun zaman almadı.

            Nitekim bu güç gösterisin ardından fazla zaman geçmeden Mali işler bölümü bütün holdingi avucu içine aldı. Aslında pek açıkça ifade edilmez ama Pazarlama elemanları ile Mali işler çalışanları hatta daha düz bir deyişle pazarlamacılar ve muhasebeciler pek anlaşan bir görüntü çizmezler. Bu kısmen farklı rolleri oynamaktan kaynaklanır. Muhasebeciler genelde herşeyi sorgularlar. İşlerinin gereği bu böyle olmak zorundadır. Pazarlama bölümü ise mal satmaya odaklandığı için gereksiz bürokrasi bu departmanı sıkar. Her iki grupta kendileri olmasa firmanın olmayacağı fikrindedir. Üretim departmanları da böyle düşünür. İşin vazgeçilmezi olarak kendini ilan eden grupların herzamanki savaşından bu sefer Mali işler galip çıkmıştı. Şirketin yönetim hakimiyeti Pazarlama departmanının elinden uçup gitmişti. Mali işler departmanında yer alan bir kısım arkadaşlar bu zaferin haklı gururunu yaşıyorlardı. Artık her harcama herzamankinden daha fazla kontrol ediliyordu.  Herşey bürokrasiye bağlanmıştı. Onay almadan bir tek lira harcanmıyordu. Güç kimde ise söz hakkı ondadır. Para ise en büyük güçtür. Dolayısı ile paraya hakim olan yönetime hakim oluyordu. Holding sahipleri pek memnundu. Bütçe yıllardan beri ilk defa fazla vermiş ve adını unuttuğumuz kâr kavramı bilançolarımızda yeniden görülmeye başlamıştı.

            Birden ummadığımız bir gelişme daha oldu. Bizim Holding delisi işinden oluverdi.Bu çok konuşmasının beklenen sonucu idi. Ancak daha sonraları birer gün arayla Mali işler departmanında işten çıkarmalar oldu. İki hafta boyunca bu işten çıkarmalar devam etti. Kıyım harekatını tasarruf tedbirine yoranlar yanıldıklarını kısa sürede anladılar. Çıkarılanların yerine hemen personel bulunuyordu. Bu bir kabuk değişikliği idi. Nitekim sonraları yapılan toplantılarda bu çıkarmaların zorunlu olduğu, eski kokuşmuş düzene bağlı herkesin başına bunlar geleceği ifade edildi. Bizim “Baba Süperman” dişini böyle gösteriyordu. Bir hafta önce uygulamaları eleştiren biri ertesi hafta toplantıda yer almıyor ve en geç iki hafta sonra kendini kapı dışında buluyordu. Sanki ilan edilmemiş bir diktatörlük yönetimine geçmiştik.

Devam edecek...

 
 

GYTE Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

İstanbul Cad. No:101 Çayırova, Gebze-Kocaeli
www.gyte.edu.tr

E-mail: bashalk@gyte.edu.tr