|
Elektromagnetik Fırlatıcı Bilimi ve
Teknolojisi
1.Bölüm:
Kısa Tarihçe
Serkan Aksoy(1), Hikmet SUBAŞI(2)
(1)
Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Elektronik
Mühendisliği Öğretim Üyesi, Gebze, Kocaeli.
(2)
Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Elektronik
Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi, Gebze, Kocaeli.
Son yıllarda özellikle, Amerika Birleşik
Devletlerinde (ABD), Elektromagnetik Fırlatıcı bilimi ve
teknolojisi yeni bir ilerlemenin eşiğindedir. Bu
ilerleme yüksek ve çok yüksek hızlı elektromagnetik
fırlatıcılardaki yeni gelişmelere paralel olarak,
gelişmiş elektromagnetik silah sistemleri için önemli
bir adım olmuştur [1]. Elektromagnetik fırlatıcıların
kullanıldığı elektromagnetik silah sistemleri olarak
uçak gemilerinden uçakların kaldırılması (fırlatılması),
güdümlü silah sistemlerine karşı koruma sağlanması,
mermilerin olağanüstü menzillerde fırlatması, askeri
araçlara uygulanabilen elektromagnetik zırh koruma
sistemlerin geliştirilmesi, denizaltı ve gemilerden
torpido fırlatılması, zırh delme yolu ile zırhlı
sistemlerin bozguna uğratılması v.b. birçok uygulama
alanına sahiptir (Şekil 1-2). Bu bağlamda Elektromagnetik
Fırlatıcı teknolojileri geleneksel silah ve füze
sistemlerine karşı esas tehlike ve önemli bir rakip
olarak gösterilmektedir.

Şekil 1.a) Elektromagnetik fırlatıcı
yerleştirilmiş askeri
savaş aracı,

1.b)
Elektromagnetik fırlatıcı kullanılan uçak
fırlatma sistemi.
Bu çalışma elektromagnetik fırlatıcı sistemleri
aşağıdaki gibi üç ana bölümde incelenecektir. Bu
bölümler:
- Kısa tarihçe,
- Elektromagnetik fırlatıcı yapıları ve çeşitleri,
-
GYTEde elektromagnetik fırlatıcı çalışmaları.
Kısa
Tarihçe
Elektromagnetik fırlatıcılar ile ilgili çalışmalar
1980lerin öncesinden beri ABDde ciddi olarak takip
edilmekte idi. İlk çalışma bir kaç gramdan daha ağır
kütlelerin yüksek hızlarla fırlatılabileceğini göstermek
için yapılmıştır [2]. ABDnin daha önceki başarısız
denemelerine karşılık [3]-[4], bu ilk başarılı çalışma
ABDnin elektromagnetik fırlatıcılar konusunda ulusal
programının oluşmasına yol açmıştır. ABD Ordusu ve İleri
Savunma Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından
gerçeklenen ilk başarılı fizibilite gösterilimi
ardından, ABDnin çalışmaları manyetik olarak kaldırılan
trenleri içeren magnetik tahrik, elektromagnetik
mancınıklar (katapult) kullanılarak uçakların
fırlatılması, metallerin uzaya fırlatılması, küçük
mermilerin aşırı yüksek hızlarda fırlatılması, füzyon
reaktörleri için yakıt elde etmek amacı ile eritilerek
elde edilen ufak topların hızlandırılması v.b. birçok
konuda yaygınlaşmıştır.
Bu dönemde öncelikle ABDnin bilim ve teknolojide
uyguladığı yeni politikalar gereği, bir ilk adım olarak
ABD Stratejik Savunma Girişimi Organizasyonu (SDIO)
nükleer güç kaynakları ile beslenen çok yüksek hızlı (15
km/s fırlatma hızını aşabilen) elektromagnetik fırlatma
teknolojileri üzerinde ki araştırmalara odaklanmış
olmakla beraber, ABDnin uzaya silah yerleştirmeme
kararı ile birlikte, çok yüksek hızlı elektromagnetik
fırlatıcılarla ilgili çalışmalar yavaşlatılmıştır.
Daha sonra 1985lerde DARPA, ABD Denizcilik İşletmeleri
ve ABD Ordusunun gelişmiş zırhlı savaş araçlarını
yenilgiye uğratabilecek kapasiteye sahip arazi savaş
araçları için elektromagnetik fırlatıcı teknolojilerini
değerlendirmeye yönelmesiyle [5], ABD Savunma Bilimi
Biriminin (DSB) desteği ile ABDnin araştırmaları tekrar
elektromagnetik fırlatıcılar konusuna yönelmiştir. Fakat
bu yönelmede hâlihazırda kullanılabilen
teknolojiler SDIOnun belirlediği ihtiyaçları
karşılamaktan uzak kalmıştır. Çünkü zırhlı araçları
tahrip etmek amacı ile fırlatılacak mermilerin tüm
uçuşları atmosferin yoğun olduğu yerlerde gerçekleşecek
olması nedeni ile fırlatma hızları, 3 km/s ve aşağısına
limitlenmiş durumda kalmıştır. Bu ise elektromagnetik
fırlatıcıların ağır savaş araçlarının önündeki
zırhlarını delme (tahrip etme) kabiliyetini zorlaştıran
bir etkendir. Bu nedenle sonraki elektromagnetik
fırlatıcı sistemlerinde yüksek
verim amaçlı, raylı silahlardan fırlatmalar için plazma
armatürleri yerine katı armatürler seçilmiştir.
Potansiyel güç kaynakları olarak da kapasitörler ve
darbeli alternatörler kullanılmıştır.
ABD Ordusu ve DARPA bu tür çalışmaları geliştirmek için
öncelikle birleşik bir Araştırma-Geliştirme (AR-GE)
ortaklığına girmişler, fakat DARPA önderliğindeki bazı
değişiklikler nedeni ile iki veya üç sene sonra, bu
konudaki uzun dönem araştırma programlarından
vazgeçilmiştir.
Bu aşamada ABD Ordusu tek başına ve büyük ölçüde azalan
parasal kaynaklar ile elektromagnetik fırlatıcı
çalışmalarını devam ettirmiştir. Fakat araştırmaların
yönünü, tartışmalı ve cesurca alınan kararlarla büyük
(ve popüler) fırlatıcıların inşası yerine, mühendislik
ve teknolojik uygulamalarına devam etmeden önce; teori
geliştirme, bilgisayar destekli simülasyonlar, temel
deneysel araştırmalar, yeni türde fırlatıcı/armatür
tasarımları, gerekli kritik teknik yapıları geliştirmek
v.b. konulara yönlendirmiştir. Daha sonra bu tür
çalışmaların devamını sağlamak amacı ile 1990da ABD
Ordusu ilk kez federal olarak finanse edilen İleri
Teknoloji Enstitüsü (IAT) adı ile üniversite tabanlı bir
araştırma ve geliştirme merkezini Austindeki Texas
Üniversitesinde kurmuştur [6]. IATnin görevi fırlatıcı
teknolojileri ile ilgili olarak teorik, bilgisayar
destekli ve deneysel araştırmaları yaparak veritabanları
oluşturmak ve bilgi birikimi sağlamaktır. Günümüzde
elektromagnetik fırlatıcı araştırmaları IAT önderliğinde
birçok ABD üniversitesi ile işbirliği içerisinde devam
etmektedir.
Kaynakça
[1] H.D. Fair, Electromagnetic
Launch Science and Technology in the United States
Enters a New Era, IEEE Transaction on Magnetics,Vol.
41, No. 1, pp. 158164, 2005.
[2] H. D. Fair, Indroduction,
IEEE
Transaction on Magnetics,
Vol. 22, No. 1, pp. 1379, 1986.
[3] H. D. Fair, Hypervelocity
then and now, Int. J. Impact Eng., vol. 15, pp.
12, 1987.
[4]
I. R. McNab,
Early electric gun research, IEEE Transaction on
Magnetics, Vol. 35,
No. 1,
pp. 250262, 1999.
[5]
H.
D. Fair, Hypervelocity
hyperkinetic energy weapons, Mil. Technol. Vol
XIV,
pp. 3955, 1990.
[6]
www.iat.utexas.edu
Bu çalışma elektromagnetik fırlatıcı sistemleri
konusunda saygın bir bilim adamı olan Harry D. Fairin
izni ile kaynaklar bölümünde [1] numara ile gösterilen
çalışması temel alınarak
hazırlanmıştır. |