|
Günümüz
dünyası gerek
elektronik gerek mekanik, optik tüm
sistemlerde ve ürünlerde
daha işlevsel, boyutları
küçük, daha az enerji ile daha fazla iş
çıkaran teknolojilere doğru
hızla kaymaktadır.
Örneğin 1959 yılında
bir yarıiletken silikon çipi
bir tranzistor içerirken, bugün
milyondan fazla içermekte ve buna bağli olarak elektronik devreler 10000
kat daha hızlı çalışmaktalar. Ilgi alanı
1-100 nm boyutlarını kapsayan ve mikroskopik yapılar ile moleküler
yapılar arasında bulunan, nanoteknoloji genel adıyla adlandırılan ve
elektronikten, biyolojiye, kimyaya tüm temel bilim dallarını
kapsayarak disiplinlerarası kimlik kazanan, geleceğin teknolojisi,
çağımızın yukarıda bahsedilen ”çok fonksiyonlu-küçük” ihtiyacına
cevap vermeye çalışmaktadır. Mikro teknolojinin, 70 li yılların başında
insanlığa getirdiği değişim ve devrimi, önümüzdeki bilgi çağında
nanoteknoloji getirecektir.
Nanoteknoloji özet
anlamıyla atomik-moleküler boyutta maddenin mühendisliğinin yapılarak
yepyeni özelliklerinin açığa çıkarılmasıdır. Nanometre ölçek olarak
metrenin milyarda birini ifade etmektedir. Bir nanometrede yanyana
dizilmeyle ortalama 5-10 atom bulunur. Bir kenarı 2.5 nm boyutlu bir
küp, yaklaşık 1000 atom ihtiva eder. Nanoboyutlara inildiğinde madde
makro-boyutlardan çok daha farklı fiziksel, kimyasal ve biyolojik
özellikler kazanmaktadır. Nano-sistemlerin fabrikasyonu,
karakterizasyonu ve manipilasyonları ile daha önce varlığı bilinmeyen çeşitli fonksiyonlar ortaya
çıkartılacak; bunların verimli bir şekilde
insanliğın kullanımına sunulması ile de hayat standartlarımızda önemli
ilerlemeler kaydedileceği açıktır. Gelişen vakum sistemleri ve malzeme
karakterizasyon teknikleri mühendisliğe ve bilme bu seviyede çalışma
yapılabilirliği sağlamıştır ve gittikçe artan oranlarda sağlamaktadır.
Nanoseviyelerde görüntüleme, mekanik kuvvetler uygulayabilme ve mekanik
özellik tayini, nanosaniyelerde başlayıp biten çeşitli işlemlerin
yakalanabilmesi ve izlenmesi, nano-ölçeklerde kimyasal analiz gibi
analitik inceleme tekniklerindeki ilerlemeler, beraberinde nanoteknoloji
bilmini mühendisliğe ve oradan da uygulamalara ulaştırmış ve
sensörlerde, hafıza elemanlarında, tıpta etkili yeni cihazların ortaya
çıkmasını sağlamıştır.
Nanoteknolojinin Dünyadaki Durumu

Dünya nanoteknoloji
pazarının 2010-2015 yıllarında yıllık yaklaşık 1 trilyon doları bulması
beklenmektedir. Bu alanda 2020 yılına kadar 4 evrenin olacaği
varsayılmaktadır. 2003 e kadarki ilk evrede nanotoz ve parçacıkları
bunlara bağlı ince filmleri ve seramik, plastik malzemelerden oluşan
pasif nanoyapılar; 2005 lerdeki ikinci evrede tranzistörlerde,
yükselticilerde, ilaç endüstrisi gibi yerlerde kullanılan aktif
nanoyapılar; 2010 larda 3 boyutlu nanoyapılar ve bunları oluşturma
teknikleri ve 2020 lerdeki son devrede moleküler nanoteknoloji
görülecektir. Konuya dünyada en büyük yatırımı ABD yapmaktadır. Eski
başkan Clinton döneminde, 1993 yılında kurulan Ulusal Bilim ve Teknoloji
Konseyinin-NSTC (National Science and Technology Council) bir birimi
olan Nanobilimi Çalışma Gurubu IWGN (Interagency Working Group on
Nanoscience) 1999 Ağustos ayında ilk genel raporunu hazırlayarak
nanoteknolojide araştırma yönlerini açıklamıştır [1]. Aynı yıl
nanoteknolojiye 255 milyon dolar yatırım yapılmıştır. Ulusal
nanoteknoloji yatırımı 2003 yılı için 710 milyon dolar olarak
kararlaştırılmıştır. Bu yatırımı 650 milyon dolar ile Japonya, 400
milyon dolar ile Avrupa geneli takip etmektedir. Şekil-1 de yıllara göre
dünya nanoteknoloji yatırımı görülmektedir:
Şekil-1:
Yıllara göre dünya nanoteknoloji yatırımı.
2003
ABD nano bilimi, mühendisliği ve teknolojisi üç ana araştırma geliştirme
konusunda yoğunlaşacaktır: 1-Nano-ölçekli üretim yöntemleri; 2-
Nanoteknolojinin kimyasal-biyolojik-radyoaktif-patlayicı tesbiti ve
korunmasında kullanımı; 3- Nano-ölçekte çalışan cihazların üretilmesi.
GYTE nin Nanoteknoloji
Planları
Dünyadaki bu
gelişmeye paralel olarak Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, bünyesinde
başlatılacak olan Ulusal Nanoteknoloji Projesi ile ülkemize yeni üretim
teknikleri, araçları ve genel işlevleri ve özellikleri farklı ürünler
kazandırmayı hedeflemektedir. Bunun yanında nanoteknoloji ile ilgili
proje ve araştırmalarda büyük eleman sıkıntısı
şimdiden görülmektedir.
2020’lerde bu ıhtiyacın dünya ölçeğinde 2 milyon kişiye ulaşacağı
beklenmektedir. Bu bağlamda enstitümüzün en az araştırma kadar önem
verdiği bir diğer husus nano-eleman eğitimidir. Dünya standartlarında,
hassas analitik cihazları kullanabilen, bilgisayar ortamlı
simülasyonlarda bilgi sahibi, araştırmaya hevesli elemanlar başlatılan
projeler, açılan kurs, ders ve workshop türü etkinlikler ile
yetiştirilecektir. Kurulan her labratuvar aynı zamanda öğrenim yeri
olacak ve geleceğın nanobilim uzmanları buralarda gerekli uygulamalı
eğitim alacaklardır.
Nanoteknoloji konulu
dersler, ABD de lisan seviyesine kadar indirilmiştir. Nanoölçekli
İşlemler, Nanoyapılı Malzeme ve Cihazlar, Nanobiyoteknoloji,
Nanoparçacık Bilimi ve Mühendisliği, Nanoölçekli
Üretim adları
altında birçok üniversitede bu doğrultuda lisansüstü eğitim başlamıştır.
Ayrıca ABD Ulusal Bilim Vakfı, National Science Foundation (NSF)
nanoteknolojide lisans eğitimine 2002 yılı itibarıyla 200 milyon
dolarlık kaynak ayırmış, Wisconsin, Cornell, Harvard, Nothwestern gibi çeşitli
üniversitelerde eğitim modülleri oluşturmuştur.
İlk etapta
10 yerde bu modüller başlatılacaktır.
Nanoteknoloji
araştırma geliştirme çalışmaları yüksek kalitede cihaz donanımı,
personel ve tozdan arındırılmış ortamlar gerektirdiğinden maliyeti
oldukça yüksek çalışmalardır. Enstitümüz ayrılan sınırlı bütçe ile
başlangıçta nano ölçekli malzeme sentezi ve üretimi konusunda
yoğunlaşacaktır. Geniş kapsamlı organik, inorganik, biyolojik, metalik
ve daha birçok çeşit malzemelerin sentezi ve üretim işlemi üzerinde
çalışmalar başlatılacaktır.
Enstitümüz kuruluş
aşamasından itibaren ileri düzey araştırmaya imkan verebilecek cihaz
altyapısının hazırlığına yönelmiştir.
Şu aşamada bünyesinde
nanoteknolojide kullanıma uygun yüksek ayırım gücüne sahip, Philipsin
gelişmiş modellerinden biri olan SFEG türü taramalı elektron mikroskobu
(SEM), nanoteknolji çalışmalarının en önemli cihazı olan Atomik
Kuvvet Mikroskobuna (AFM) ve ince film karakterizasyonu da yapabilen
X-Işınları
Difraktometresine (XRD) mevcuttur.
İhtiyaç duyulacak diğer analitik
inceleme cihazlarını başlangıçta komşu kurumlar olan Tübitak Marmara
Araştırma Merkezi ve Türk Standartları Enstitüsü Çayırova Kalite
Kampüsünden temin edecektir. Yakın devlet kurumlarında (İstanbul
Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi) da mevcut olmayan diğer analitik
cihazların alımına gidilecektir; buna örnek olarak Auger Electron
Spectroscopy (AES) verilebilir. Auger elektronlarının analizi ile
malzeme en dış yüzeyinin elementel kimyası incelenebilmektedir.
Sentezleme yoluyla
üretilen nanoboyutlu yapılar, örneğin nanoparçacıklar, tozlar, tüpler ve
nano-kaplamalar çok büyük yüzey-hacım oranlarına sahip olduklarından
kompozit uygulamalarında, kimyasal reaksiyonlarda, ilaç endüstrisinde
aktif madde iletiminde ve enerji depolamada ideal kullanım araçlarıdır.
İçinde bulunduğumuz pasif nanoteknoloji döneminin gereklerini yerine
getirme amaçlı olarak enstitümüzün başlangıç itibarı ile hedef aldığı
araştırma alanları başlıca üç grupta toplanabilir:
A-Nanoteknoloji Metal
Araştırmaları
B-Nanoteknoloji Cam,
Seramik ve Plastik Araştırmaları
C-Nanoyapısal Kaplamalar
Enstitümüz Türkiyenin en
büyük endüstri havzasında bulunmaktadır ve misyonu itibarı ile bu
işletmelerle aktif bir diyalog içindedir. Endüstriyle ilişkilerde
gelinen bu süreç ve akademik personel uzmanlık alanları dikkate
alınarak, NanoTek 2003 proje yatırımlarının ilk etabı, 10 adet alt-proje
ile başlatılacaktır. Bu projelerden bir kısmı halihazırda yürümekte
olan projeler bir kısmı ise henüz hiç başlanmamış konuları içermektedir.
Doğal olarak küçük imkanlarla da olsa başlatılmış olan projelere ilk
zamanlar daha ağırlık verilirken, yenilerin başta eleman daha sonra
cihaz altyapıları hazırlanacaktır.
İlerleyen yıllarda genel ilerleme
ortamını bozmadan yeni projeler ilave edilecektir.
|
|