|
HOLOGRAFİK HAFIZA AYGITLARI
Doç. Dr. S. Eren San
GYTE Fizik Bölümü
erens@gyte.edu.tr
‘Elinin altında 100 film tutmayı hayal et’; Colarado InPhase Teknoloji Üssünün
web sitesinin ziyaretçilerini karşılayan mesajıdır. Slogan büyük bir firmanın
temel holografik bellek cihazlarının potansiyelini göstermek için tasarlanmış
bir mesajdır. Bu teknoloji 10 kat daha fazla veri tutabilen, DVD lerle aynı
boyutlarda diskler yapmak için kullanılabilir.
Yüzeylerinde ‘bit’
olarak veri depolayan manyetik sürücüler ve DVD’lerin farklılığı hacimleri
içinde bilgileri tutabilen holografik disklerdir. Bu veriler her birinin
binlerce bitlik veri içerdiği bir seri dijital hologramda depolanır. Bu, hem çok
hızlı erişim zamanına hem de çok yüksek bellek kapasitesine izin verir ve bu
özelliklerin internet servisleri ve sürekli büyüyen multimedya teknolojisi için
değeri kanıtlanmıştır. Elektronik endüstrisi bu ihtiyaçları karşılamaktan
uzaktır fakat fiziksel olarak bir diskin yüzeyine daha fazla veri sıkıştırmak
mümkün olduğunda bu ihtiyaçlar karşılanabilir.
Holografik hafıza ilk
olarak 40 yıl önce önerilmesine rağmen onun gelişimi hologramların depolanması
için uygun materyalin olmaması nedeniyle engellenmiştir. Aynı zamanda bugüne
kadar holaogramları hazırlayan 2 boyutlu veri yüzeylerini dedekte etmek ve
görüntülemek için uygun lazerler ve cihazlar da yoktu.
Bununla birlkikte son
10 yılda daha fazla gelişen “display” ve dedektör teknolojisi, video
göstericileri, dijital kameralar ve el kameralarının ticari başarıları nedeniyle
kullanılabilir olmuştur. Onların kullanımındaki bu bileşenler ile InPhase’daki
ve diğer şirketlerdeki birçok araştırmacı ticarileşmenin eşiğinde holografik
bellek üretmektedir. Hologramları depolomak için ihtiyaç duyulan malzemeler uzun
zamandır piyasadadır ve sürücülerde gelecek yılın sonlarına doğru
sergilenecektir.
GYTE Fizik bölümünde de
yüksek verimli Sıvı Kristal (SK) tabanlı holografik kayıt malzemeleri
çalışılmakta ve uluslar arası araştırmalarla başa baş deneysel çalışmalar
sürdürülerek orijinal kayıt malzemeleri ve teknikleri geliştirilmektedir.
Şekilde Optik Laboratuarımızda gerçekleştirilen deneyler şematik olarak
özetlenmekte, holografik depolanmanın performans analizi yapılan kırınım ağı
difraksiyon düzeneği vasıtasıyla bir kayıt ve kaydın okunması
görselleştirilmektedir. Şekildeki düzenekte çakışan lazer demetlerinden birinin
önüne kayıt etmek istediğimiz nesne konmuştur. Test nesnesi olarak, boyutu lazer
demetinin çapına uygun olarak ayarlanmış; ~ 3mm çaplı, siyah üzerine şeffaf
yazılmış “U” harfi kullanılmıştır. Aynı şekilde alttaki resim SK Numuneye
Holografik Olarak Kaydedilen “U”nun okunmasını göstermektedir.

Şekil: Holografik kayıt
düzeneği ve SK
Numuneye Holografik Olarak Kaydedilen “U”nun okunması.
Piyasalar
Holografik veri depolamanın prensipleri 1963 yılında
Polaroid’de bir araştırmacı olan Pieten van Herden tarafından ortaya konuldu.
Herden, geleneksel holografideki gibi bir referans ışını ve bir nesne ışını
içinde bölünmüş bir lazer önerdi. Veriyle kodlanan nesne ışını veri bitlerini
gösteren açık ve koyu piksellerin 2 boyutlu dizilimlerinden geçerek bu veriyi
gönderir. Girişim deseninde depolanan veriyi okumak için nesne ışını kesilir ve
‘referans’ ışını onun orijinal yörüngesi boyunca gönderilir. Daha sonra girişim
deseni onun obje ışını içinde dönüştürülmesi için referans ışınını yayar ve
böylece orijinal veri ile kodlanır.
Çok sayıda farklı
hologram her biri kayıt malzemesinin tüm hacmi boyunca yayılmasına rağmen
fotosentetif malzemenin aynı kısmında depolanabilir. Bu olay, her hologramı
kaydederek referans ışınının açısının veya dalgaboyunun değiştirilmesiyle
yapılır. Diğer hologramların her birinden kırılan ışın kendileri arasında yıkıcı
bir etki yapacağından uygun hologramlardan gelen veriyi seçmek için özel bir
dalgaboyu veya açı okunarak kullanılabilmektedir.
Holografik veri
depolamanın son gelişmeleri Birleşik Devletler İleri Savunma-Araştırma Projeleri
Acentası tarafından finanse edilerek üniversiteler ve endüstri eşgüdümünde
1990’larda yaşandı. Bu işbirliğindeki bilim adamları bir dizi farklı
fotosentetif malzemeyi test etti ve disk biçimindeki bir belleğin veriyi sürekli
olarak kaydedip yeniden kurarak çevirebildiğini gösterdi. Onlar portatif
holografik sistemlerin foto-polimerler kullanılarak yapılabileceğini gösterdi ki
bu foto-polimerler monomerlerin uzun zincirlerinin şekillendirilmesiyle
hologramın girişim desenine aydınlık bölgelerde yanıt verir fakat karanlık
bölgelerde yanıt vermez.
Özel Uygulamalar
Bu başarılara rağmen, konsorsiumdaki birçok büyük şirket
holografik bellek üzerindeki araştırmalarını azaltmıştır fakat hala geleneksel
teknolojiler için geliştirme çabaları ve faaliyet alanı vardır. Konsorsiumun
lideri ve IBM Holografik Veri Depolama grubunun başı olan Hans Coufal ‘yaklaşık
10 yıl önce manyetik kayıt aletleri limitine ulaşır gibi gözüküyordu fakat
önceden görülebilen, gelecek için bunun böyle olmayacağıdır’ demiştir.
Geleneksel
teknolojilerin başarılarına ek olarak, holografik teknoloji için bir diğer sorun
yeniden yazılabilme kabiliyetidir. Araştırmacıların kullandığı polimerlerdeki
veriyi yazmak için kullanılan kimyasal reaksiyonlar tersinir değildir ki bunun
anlamı veri bu malzemelere birden fazla yazılamaz. Bir girişim desenindeki
aydınlık ve karanlık bölgelerin, malzeme içindeki elektron dağılımını kaymasıyla
kırılma indisinde bölgesel değişmelerin olduğu fotosentetif bir malzeme
kullanılarak yeniden yazılabilir. Fakat birkaç dezavantaj nedeniyle bu
malzemeler zarar görür. Bu bağlamda, GYTE Fizik bölümünün de araştırmalarında
tercih ettiği SK tabanlı aygıtların dc voltaj eşliğinde silinebilirliği bir
avantaj olmakla beraber kayıt ve saklama sırasında az da olsa ihtiyaç duyduğu dc
voltaj beslemesi bir dezavantajdır.
Holografik belleklerin,
DVD’ler ve manyetik disklerin yerine henüz geçemeyecek olsa da en azından şu an
için birçok özel pazarda uygun bir potansiyeli vardır. Örneğin holografik
bellekler uzun metrajlı filmler, uydu görüntüleri ve medikal kayıtlar gibi büyük
ölçekli kalıcı verilere hızlı erişimi sağlamak için kullanılabilir.
Gelecekte bundan başka
holografik aygıtlar aynı zamanda veritabanlarının son derece hızlı
araştırmalarını gerçekleştirmek için kullanılabilir. Bu, bir hologramda
parıldayan nesne ışınının o hologramı yapmak için kullanılan ’referans’ ışınını
yeniden oluşturması için normal okuma yöntemlerinin tersine çevrilmesiyle
gerçekleştirilecektir. Böylece girilen özel bir veri seti verinin depolandığı
adresi gösterecektir. Buna zıt olarak, geleneksel yazılım teknikleri bir kısım
özel bilgiyi bulmak için diğerinden sonraki veri kayıtlarının tümü içinde arama
yapmak zorundadır.
Girilen pazarlar
Bazı şirketler foto-polimer esaslı malzemeler ile
saniyede 20 megabyte transfer kabiliyeti olan ve 200 gigabyte kapasiteli
sürücüsüler geliştirmiştir. Karşılaştırma yapılırsa günümüzün DVD’leri 10
gigabyte’ dan daha az kapasiteli ve saniyede 5 megabyte kadar veri transferi
yapıyor.
1999 yılında
Polaroid’den ayrılan bir US şirketi olan Aprilis, aynı zamanda holografik veri
depolama için fotopalimer bir madde geliştiriyor. InPhase gibi o da bazı diğer
firmalara bu maddeyi satıyor ama bu firma hala kendi sürücüsünü piyasaya
sürmekten uzaktır. Bununla birlikte Aprilis’in kurucularından olan Glenn Horner,
tüm fotopolimerleri kapsayan bir sorun olan, InPhase’inkinden daralmaya karşı
daha az duyarlı malzemelere sahip olduklarına dikkat çekiyor. Bunun anlamı
malzemenin birim kalınlık başına hem daha yüksek güç kapasitesine hem de daha
büyük kayıt duyarlılığına sahip olmasıdır. Horner ‘inceltici (tiner) malzeme ile
çalışmak daha büyük sistem mühendisliklerine öncülük edebilir ’ diyor.
Aprilis ve InPhase’ın
kurucuylarından olan ve Optware isimli şirketi de kuran bir Japon, obje ve
referans ışınlarının koaksiyal olduğu holografik hafızanın yeni bir biçimini
geliştirimektedir. Optware’in kurucusu olan Hideyoshi Horimai isimli bir Japona
göre bu düzenleme sürücü beynini daha az karmaşık yapıyor. Özel taleplere
hizmet eden böyle sürücülerin elverişli potansiyeline rağmen, holografik-depo
şirketleri yeniden yazılabilir aletler geliştirmeye ve denemeye devam
etmektedir. InPhase, Amerikan Milli Teknoloji ve Standart Enstitüsünün (NIST)
desteğiyle kendi yeniden yazılabilir malzemesini geliştirmek istiyor. Şirket bu
sıralarda California’daki Optik Veri Depolama Konferansında polimer katkılı
malzemeye 20 kez veriyi yeniden yazabildiğini duyurmayı planlamakta. Şirket ilk
defa malzemenin geniş bir zaman diliminde veriyi tutabildiğini göstermesine
rağmen yaklaşık olarak 2007’e kadar malzemeye uygun bir sürücüyü sunmayı ümit
etmektedir.
Birçok diğer yeni
teknoloji gibi holografik veri depolama da yatırım yönünden riskli bir iştir.
Birçok şirket bunu ticarete dökmek ve işi katlamak için çalışmaktadır. Fakat
genel olarak onlar uygun bir depolama malzemesi geliştirememiştir. Chalcogenide
olarak adlandırılan camsı bir malzeme kullanılarak depolama aygıtları yapmayı
deneyen UK Cambridge üslü Polight şirketi bunlardan biridir. Şirket onu
fotorefraktif kristallere göre okuma boyunca silinen veriden kurtulmak için çok
sert bulmuştur.
Bununla birlikte teknik
zorlukların üstesinden gelen bu şirketler Coufala göre, yine de önemli ticari
karşı gelmelere meydan okuyacak. Coufal ‘Holografik depolama ile ile sorun
inanılabilir olacak.
Ülkeler, şirketler ve
hatta kişiler en önemli servetleri olan verilerini depolamak için teknolojiye
güvenebilir mi? ve bu depolamanın sınırları hangi boyutlarda ve hangi hızlarda?
Herkes bilim kurgu filmlerinden holografiyi duyar, ama insanların gelecek 50 yıl
içinde holografinin hayatlarında oynayacağı rolü tam olarak kestiremedikleri
açık.
Kaynaklar:
[1] Cartlidge E, Holographic
data storage set to shine,
PHYSICS WORLD APRIL 2004
[2] San SE, Koysal O,
Ecevit FN,
Molecular reorientation-based
grating diffraction in dye-doped nematic liquid crystals with red pumping source,
OPTICS COMMUNICATIONS 212
(4-6): 405-409 NOV 1 2002
[3]
San SE, Koysal O, et
al.,Holographic
recording study of a hybrid liquid crystal system doped with dye and fullerene,
SYNTHETIC METALS 142 (1-3): 283-286 APR 13 2004
[4] San SE, Koysal O,
An outstanding
holographic composite employing methyl red and fullerene C60 under the same
liquid crystal structure,
DISPLAYS 24 (4-5): 209-212 DEC 2003
[5] San SE, Koysal O,
Okutan M,
Molecular reorientation
based diffraction in dihydropyridin doped nematic liquid crystal film,
DYES AND PIGMENTS 63 (3): 239-242 DEC 2004 |