Mart 2007 Yıl 2 Sayı: 30 Bültenimiz her ay  yayınlanır

Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

Ana Sayfa
GYTE'nin SCI Karnesi
Atama Kararları
Kültür-Sanat
Duyurular
Basında GYTE
  Ulaşım&İletişim
  Eski Sayılar
Künye

 

 

 

 

KELEBEK ETKİSİ  2

İsmet Türker Cedimağar

           Geçen bölümde internete sansür demiştik. Tam da üstüne geldi. You-tube adlı video paylaşım sitesinde Türk düşmanlığı yapan bir görüntünün yayınlanması üzerine siteye erişim yasaklanıverdi. Kendi halkımıza bir siteye girişi yasakladık ancak bütün dünya o görüntüleri seyretti, ta ki site bu ahlaksız yayını durdurana kadar. Şimdi karşılık veren hem de edepsizliğe kalkmadan usulünce cevap veren Türk’ler var. Teknolojinin hızla ilerlediği bir çağın gereklerini yerine getirmezsek gereken cevaplar ancak yasaklamakla sınırlı kalacak. Oysa Türk insanının zekası ve kabiliyeti içinde bulunduğu olumsuz şartlara rağmen günümüz teknolojini anlayıp onu kullanmakta en üst seviyelere erişecek kadar yüksektir. Öğrendiklerimizi derin tecrübe ve sağduyu süzgecinden geçirerek teknolojinin ahlak dışı kullanımına alternatif çözümler bulma şansımız çok yüksek. Birinci Dünya Savaşında ecdadımız haricinde tüm uluslar gaz bombası kullanırken, Çanakkale savaşında batılıların emin oldukları bir şey vardı. O da bizim bu ahlaksız savaş aracını kullanmayacağımız.

            Hayat kargaşa içinde bir düzeni barındırır. Binlerce parametre ve binlerce değişken içinden cımbızla çekip aldığımız her tecrübede bir kuralın gizli oluşu hayatı derinden anlamayı imkansız kılıyor. Mona Lisa resmine uzaktan bakan insanların içinde kaç kişi, ondaki Leonardo ustanın girift çalışmasını, onun akıllara zarar renk ve ışık kullanımını fırça izlerindeki ayrıntıdan fark ediyor dersiniz? Amerikalı Meteorolog Edward Lorenz ard arda yaptığı meteorolojik tahminlerin küçük yuvarlama hatalar yüzünden birbirinden farklılaştığını gördükten sonra başlangıca son derece duyarlı bir sistemin varolduğunu anlar. Genelde verilen bilardo masası misalini düşünelim. Bilardo oyununda ıstaka ilk topa hangi noktada hangi hızla ve hangi yönde çarpmışsa tüm etkileşimler o topun masadaki diğer toplara değişik ve o ana göre anlamlı bir noktaya doğru hareket etmelerini sağlar. Istakanın ilk topa rastgele bir şekilde vurulması bile ihmal edilemeyecek bir sürü parametre ve kuralın arda arda ve eşzamanlı uygulandığı birden fazla fiziksel değişikliğe sebep olur. Topların dağılmasının en hafif fiziksel etkisi havada meydana gelen dalgalanmadır. Diğer etkileri düşününce oluşabilecek durumları hayal etmek yeter. Çok iyi bilardocuların toplara hükmederek onlarla yaptıkları gösteri ve yarışmaları izleyenler hayranlıklarını ifade ede dursun. Her zaman aynı hareketi aynı açı ve dizilişle yapan bilardocunun farklı sonuçlarla karşılaşması da mümkün. Nitekim gösterinin zaman zaman “bu sefer olmadı” şeklinde hüsranla sonuçlandığı da görülmekte. Peki nedir bunca ustalığa ve hesaplamalara rağmen hedef hareketin beklendiği gibi sonuçlanmamasının sebebi? Buna kelebek etkisi deniyor. İşte kaos teorisinin temelini oluşturan bu ana fikir ; “Başlangıçta öngörülemeyen küçük değişikliklerin büyük sonuçlara yol açtığı veya büyük değişikliklerin bir şey olmamışçasına sönümlendiğidir.”[1] Masa başındaki bilardocu, ilk dokunacağı bilardo topuna dokunacak ıstakanın, içine giren bir ağaç kurdunun, ıstakayı yıprattığı bir bölümde meydana gelen değişikle, çok küçük bir sapmaya sebep olarak, bilardo topunu istenilenden farklı bir yöne yöneltmesine, bir bütün hareketin bozulmasına sebep olabileceğini baştan kestirebilir miydi?

            Değerli dostlar  David Bohm’un Hologram teorisinde dedikleri doğruysa bütün bu algıladığımız sonuçların kendi zihnimizde yarattığımız sonuçlar olduğunu kabul etmemiz gerekecek. O zaman biz kimiz ve evren dediğimiz bu derin boşluk ne?      


[1] Romya, K., Çelik, Ö., Gerdanlı, B., Arabacı, S.N., Ergen, S. ve Karasakal, D. (2002). Uzun zamandır piyasada olan ancak yeni ünlenen kaos. PiVOLKA, 1(1), 7.