Ekim 2008 Yıl 5 Sayı: 49 Bültenimiz her ay  yayınlanır

Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

Ana Sayfa
GYTE'nin SCI Karnesi
Kültür-Sanat
Atama Kararları
Duyurular
Basında GYTE
  Ulaşım&İletişim
  Eski Sayılar
Künye

Bir Eylül Yazısı  

                                                         

İsmet Türker Cedimağar

          

Câmei Sıhhat Hüdâdan halka bir nimet gibi

Bir Libas-ı Fatırâ Olmaz Cisme Ol Kispet Gibi

Halk İçinde Muteber Bir Nesne Yok Devlet Gibi

Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi

Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdır

Olmaya baht u saadet dünyada vahdet gibi

Ko bu ıyş u işreti çün kim fenadur akıbet

Yâr-ı baki ister isen olmaya tâat gibi

Olsa kumlar sagışmca ömrüne hadd ü aded

Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir saat gibi

Ger huzur itmek dilersen ey Muhibbî fârig ol

Olmaya vahdet cihanda kûşe-i uzlet gibi

Muhibbî

 

            Büyük Sultan böyle demiş Muhibbi mahlasıyla yazdığı bu muazzam şiirde. Bizim insanımızın devlete ayrı bir önem verdiği dünyaca bilinir. Kolay değil Dünya gezegeninin bir büyük patlamadan sonra yerleştiği evrenin bu noktasında, maddi manevi fırıl fırıl dönen bir kara parçasına hakim olmak inancına sahip bir ulus olmak. Kolay değil cihan hakimiyeti fikrini sıradan insanından, en tepedeki yöneticisine kadar etine kemiğine kalbine ruhuna işlemek. Kolay değil bu ruhla kan akıtıp can vermek, gerektiğinde babadan kardaştan yardan vazgeçip devleti sonsuz kılmak inancıyla büyük devletler kurmak ve yönetmek. Kolay değil son kurulan imparatorluğun yıkılışından hayli sonra bile o imparatorluğun en geniş çapa ulaştığı bir dönemin yankılarını devam ettirmek. Bu dönem Kanuni Sultan Süleyman dönemidir.

            Bir köleyi kendine arkadaş, sırdaş edinmek nasıl bir şeydir? O nasıl asil bir ruh haletidir öyle? Büyük bir ikbal olan tahta hazırlanırken, evinizden hayli uzaklara gidiyorsunuz. Devlet-i Ebed Müddet'in baba, oğul, kardaş dinlemediği günlerdir. Size ait bir söz kulaktan kulağa nasıl yön değiştirir biliyormusunuz? Duruşunuz, tavrınız, oturup kalktığınız arkadaşlarınızın davranışları sizin için hayli hayati önem arzetmekte. Bu durumda kendinize bula bula bir köleyi dost ediniyorsunuz. Orda da bırakmayıp kendinize müşavir eyliyorsunuz. Onunla aynı odada kalıyor, aynı yemekleri yiyorsunuz. Kanuni Sultan Süleymanın şehzadelik günlerinde İstanbul ne der diye düşünmeden yürüttüğü bu dostluk belki de kendisine bir tahta mal olacakken, ona dünyanın en geniş topraklarını hakimiyet altına almasını  sağladı. Böyle bir alicenaplığın sonunda elbette böyle bir mükafat Kanuni Süleyman'ın hakkıydı.

            Onu tarihçiler "Muhteşem" diye anıyorlar. Sanırmısınız ki onu muhteşem yapan sadece fetihleridir. Öyle ya ilk bakışta dünyanın üç kıtasına ulaşan bir imparatorluk mülkünü sağlamakta onun fetihlerinin katkısı büyük. Esir düşmüş İmparatorların anneleri oğulları için ondan adalet ve yardım beklerler. Onun muhteşemliği adaletle hükmetmesindedir. Kendi iktidarını garbın dünyanın en adil sultanlarından biri olarak kabul ettiği, ancak her nedense Türk olduğunu bir türlü söyleyemedikleri Sultan Selahattin'e dayandıran biridir o.

            Kaldı ki o da mektubunun sonunda kendini tarif eder. Eski dilde şöyle yazmış  "Ben ki Sultan-i salâtin-i zaman burhân-i havakın-i avân tâc-bahs-i husrevân-i cihan zillullâhi'1-meliki'l-mennân Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rumeli'nin ve Anadolu'nun ve Şam ve Halep ve Karaman ve Rûm'un ve vilâyeti-i Dulkadriye'nin ve Diyârbekir'in ve Azerbaycan ve Van'ın ve Budun ve Tamisvar vilâyetlerinin ve Mısır'ın ve Mekke'nin ve Medine'nin ve Kudüs'ün ve Halilü'r-Rahmânin külliyen diyâr-i Arab’ın ve Yemen'in ve Bağdad ve Basra ve Cezayir vilâyetlerinin ve dahi nice memleketlerin ki âbâ-i kiram ve ecdâd-i izamim -enârallâhü berâhinehüm- kuvvet-i kahire ile fetheyledikleri ve cenabı-i celalet-meâbim dahi tig-i âtes-bâr simsîr-i zafernigârim ile fetheyledigim nice diyarın sultanı ve pâdişâhı hazret-i Sultan Bâyezıd oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Şah Hân'ım" (Kaynak: Wikipedia. http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanuni_Sultan_S%C3%BCleyman) 

            Onun asıl muhteşemliği adaletle hükmetmesindedir. Kendi iktidarını garbın dünyanın en adil sultanlarından biri olarak kabul ettiği her nedense Türk olduğunu bir türlü söyleyemedikleri Sultan Selahattin'e dayandıran biridir o. Bir gün konuşma esnasında dünyada velinimet kimdir diye sorulan bir soruya “padişahımızdır” diyen kişiye “hayır cefakar köylümüz ziraat erbabıdır” diyecek kadar büyük gönüllü olmasıdır onu muhteşem yapan. Emeğe saygısından kendisine takdim edilen eserleri bir gün ve gecede bitirdiğini söylerler. Şiir yazmış ve yazanı da desteklemiştir. Baki onun döneminde yetişmiştir. Kendisine ait kanunnamesiyle uçsuz bucaksız topraklara adaleti hakim kılması bu milletin kalbinde yer almasını sağlamıştır.

            Değerli dostlar, harp meydanında canını teslim ederken geriye adaleti ve sevgisi kalan Kanuni Sultan Süleyman’ı bir Eylül ayında kaybetmiştik. Eylül ayının son günlerinde bu yazıyı hazırlarken günümüzde yaşadığımız bir takım moral bozucu olaylar karşısında onu yad edip biraz hafıza canlandırmaya gayret ettik. Muaffak olabilirsek ne mutlu.