|
BOZKIR İÇİNDE BİR
YEŞİL VADİ
 Sivas’a
gidenler veya az çok Sivas hakkında bilgi sahibi olanlar Sivas
ile bozkırın birlikteliğini bilirler. İlimizin sadece kuzeyinde
bulunan kısımlarında hafif orman alanı vardır fakat genel
itibariyle yeşil ile pek dost değildir. Bizim kasabamız ise
Sivas’a inat oldukça yeşil bir yerdir. Yüksekten bakıldığında
nehir boyu uzanan yeşillik insana neşe verecek kadar fazladır.
Kasabamız
yeşil rengini; mavi renkli, berrak ve bir o kadar da tatlı olan
suyuna borçludur. İçinden iki tane nehir geçen kasabamız su
zengini bir yerleşim alanıdır. Nehir suları son zamanlarda
kirlendiği için içilemez bir hale gelse de bizim çocukluğumuzda
rahatça içilebilir bir vaziyette idi. Susadığımız yerde nehir
kenarına gider kimi zaman küçücük avuçlarımızla suyu alır
içerdik kimi zamanda nehir kenarına dört ayak uzanır ve dana
gibi doyası su içerdik.
Yeşil vadimizde akla gelebilecek
ve iklim şartlarının müsaade ettiği hemen hemen bütün meyve
ağaçları, selvi, söğüt, çam vs. bulunur. Her evin etrafı
ağaçlarla çevrilmiştir. Yaz güneşinde başı pişen kapısının önüne
gölgelik olsun diye bir ağaç dikmiştir. Komşuya hevesli kalmamak
için bir meyve ağacı dikmiştir. Çeşitli ihtiyaç ve dürtüler
kasabayı böylesine yeşil hale getirmiştir.
Ağaçlar ve özellikle meyve
ağaçları sadece estetik birer meta olmaktan çok insanımızın
geçimi için faydalı birer araç olmuştur. Son yıllarda kayısı ve
daha öncesinde dut kasabamızın zor zamanında can simidi
olmuştur. Malatya’ya yakın olan kasabamızda Malatya kayısısı
kadar kaliteli kayısı yetiştirilmektedir. İlkbaharın çok soğuk
olmadığı seneler kayısı sahipleri ciddi miktarda paralar
kazanırlar. Geçimini sadece kayısıdan sağlayan aileler
mevcuttur. Hatta eskiden kasabamızın en önemli zenginleri kayısı
zenginleri imiş. Dut ise kasabamız için daha önemli bir
meyvedir.
Kasabamız
ile dut o kadar özdeşleşmiştir ki dut kasabalımızın genel adı
olmuştur. Gürün ve yakın çevrelerde kasabamız halkına dutçu
denilmektedir. Dutçu, dut ile yatıp dut ile kalkan. Dut
meyvesinin ne derece sağlığa faydalı olduğunu sanırım bilmeyen
yoktur. Onun en önemli faydası sindirim sistemine yardımcı
olmasıdır. Tadı çok fazla olduğundan dolayı doğal olarak dut
pekmezi yapılmaktadır. Dut pekmezi şıra kalitesinde olduğu için
diğer pekmezlerden kesinlikle daha iyidir. Sağlığa faydalı olan
dut pekmezi özellikle soğuk kış günlerinde kasabalının hala
vazgeçilmez yiyeceklerinden birisidir. Tahin ile veya süt ile
karışımı harika olur.
Bu arada dutun ne kadar önemli
olduğu savaş yıllarında gerçek manasıyla anlaşılmıştır. Dut
sıkıldıktan sonra geride kalan kısmına şir adı verilir. Açlık ve
yokluk yıllarında şir ekmek yerine yenilmiştir. İlginçtir
kasabamızda şir ile beslenenler normal şartlarda beslenen
insanlardan daha sağlıklı ve daha kuvvetli olmuşlardır.

Kasabamız Gürün’e bağlı olduğu
için Gürün’e has Hünkar elması kasabamızda da bulunmaktadır.
Hünkar elmasına kasabada ve Güründe yerel dilde Tatoğ elma da
denilmektedir. Tatoğ elma sadece bizim yöreye has bir elmadır.
Yine bu elma da sağlık açısından faydalıdır. Tecrübe ile
sabittir.
Yeşil vadimizin ismini belki başta
zikretmek gerekirdi ama yukarıda saydığımız özellikler bence
isminden daha önemli özellikler. Kasabamızın adı SUÇATI. Bu ismi
yukarıda bahsettiğimiz iki nehirden alıyor. Gürün istikametinden
gelen Tohma suyu ile Sazcağızsuyu istikametinden gelen Sarıkaya
suyu tam Suçatı’nın merkezinde birleşmekte, daha doğrusu karşı
karşıya geldiklerinden dolayı çatışmaktadırlar. O yüzden
kasabamız “Suların çatıştığı yer” manasında SUÇATI olarak isim
almıştır.
Son
olarak kasabamızın yeri ve güzellikleri konusunda da iki çift
laf etmek gerekirse: Kasabamız Kayseri – Malatya karayolu
üzerinde yer almaktadır. Sivas’a bağlı olmasına rağmen Malatya
merkezi ile Sivas merkeze olan uzaklığı eşittir. İstanbul,
İzmir, Ankara istikametinden kasabamıza gidebilmek için Malatya
otobüslerine binmek gerekmektedir. İstanbul’dan uzaklığı
yaklaşık 1000 kilometredir. Normal hızda giden bir otobüs
İstanbul’dan kasabamızda 14 saatte ulaşabilmektedir. Kasabanın
doğal güzelliklerini anlatmaya gerek olmadığını düşünüyorum.
Eğer köy yaşamını seviyorsanız, eğer meyve ve sebzeleri dalından
koparıp yemek, eğer alabalığın, kuzu etinin en iyisini yemek
istiyorsanız, eğer gönül huzuru ile tatlı suda yüzmek
istiyorsanız, eğer hafif dağcılık yapmak, keçiyollarında keçiler
gibi özgürce dolaşmak istiyorsanız, eğer koyun yoğurdundan ayran
içmek istiyorsanız (bu listeyi uzatmak mümkün) sizi kasabamıza
bekleriz.
Hidayet TAKCI
|