HAYALETLER
GERÇEK Mİ?
Lütfen şöyle bir olayı gözünüzün önünde canladırın:Evinizde
yalnız otururuyorsunuz ve çevrede hiç kimse yok.Tam o sırada
bardaklar raflardan yuvarlanmaya başlıyor,resimler duvardan
düşüyor.Kapı kendi kendine açılıp tekrar kapanıyor.Odaya taşlar
yağıyor ve pencerelere vuruluyor.Acaba bu işin ardında kim
olabilir?
İlk çağlardan beri böyle olaylardan söz edilir.Halk bunların
"hayalet"lerin işi olduğuna inanmaktadır ama,günümüzde çoğu
okuyucu böyle bir şey olmadığını ve bunun boş bir inançtan öteye
geçmediğini düşünecektir.
Gerçekten de şimdiye kadar hiç kimse hayaletlerin varlığını
inandırıcı biçimde kanıtlayamamıştır.Diğer taraftan,zaman zaman
olağandışı ya da esrarlı olaylarla karşılaştıklarını ileri süren
insanlar ortaya çıkmaktadır.Bu da,konunun üzerine gitmemiz için
yeterli bir nedendir.
Hayaletleri ciddi olarak ele alan tek bilim,parapsikolojidir.Bu
bilimle uğraşanların sayısı oldukça azdır.Bütün dünyada sadece
üçyüz kadar bilim adamı, parapsikologların meslek birliği olan "Parapsychological
Association"a üye bulunmaktadır.
Bunlardan da ancak iki düzine kadarı üniversitelerde görevli
olarak çalışmaktadır.Bundan dolayı parapsikolojinin bilim olarak
kendini pek gösterememiş olmasına şaşmamak gerekir.
Almanya'da,özellikle Freiburg Üniversitesi hayalet olaylarıyla
ilgilenmektedir.
Her yıl buraya,araştırma yapmaya değer iki-üç hayalet olayı
bildirilir.Bundan sonra kapalı kapılar ardında çalışmalara devam
edilir.Bu konuda Psikoloji ve Sınır Bilimler Enstitüsü'nden
psikolog Eberhard Bauer şöyle diyor:"Biz hayalet olaylarını
elimizden geldiğince zehirli eczalar dolabında saklar ve halka
çok kontrollü olarak yansıtırız."
Enstitünün bu derece sakıngan davranmasının nedeni,böyle
olaylarla karşılaşanları korumaktır.Hayalet haberleri her zaman
büyük yankı uyandırır.Bir de uzmanların düzmece hayaletlerle
aldatıldığı ortaya çıkarsa,durum çok can sıkıcı olur.
Hayalet araştırmalarının en çarpıcı örneği,1967'de büyük heyecan
uyandırmış bir olaydır.Olay,Yukarı Bavyera'da bulunan
Rosenheim'deki bir avukat bürosunda geçmişti.Olaya tanık olanlar
büroda görünür hiçbir neden olmadan sigortaların yerinden
fırladığını,neon tüplerin yuvalarından oynadığını
görmüşlerdi.Aynı zamanda konuşma kaydedicisi,bürodan söz konusu
zamanda hiç kimse telefon etmediği halde,hep konuşma
yazıyordu,Posta idaresi ve suç masası polisleri çaresiz
kalmışlardı.Sonunda Freiburg'taki "Psikoloji Sınır Bilimleri ve
Psikoloji Sağlık Enstitüsü"nün Müdürü Hans Bender yardıma
çağrıldı.
Hans Bender'in dikkatini çeken nokta bütün bu açıklanması
olanaksız olayların hep 19 yaşındaki büro yardımcısı Annemarie
S.'in orada bulunduğu zamanlarda ortaya çıkmasıydı.Bender,önce
bir sahtekarlıktan şüphelendi ve bu tür olayları meydana
getirebilecek gizli elektrik devreleri gibi delillerin peşine
düştü.Kendisine yardımcı olan iki fizikçi ölçü aletleri
getirdiler ve Bender de ayrıca kameralar ve ses alıcı cihazlar
yerleştirdi.
Bu arada,en az 40 kişi büroda çeşitli olaylarla
karşılaşmışlardı.Resimler tersine çevriliyor,çekmeceler yazı
masalarından dışarı fırlıyordu.175 kilo ağırlığındaki bir dosya
dolabı,dayandığı duvardan kendi kendine 30 santim kadar
uzaklaşmıştı.
Bender ve fizikçiler,sistematik olarak mümkün bütün doğal
nedenleri elediler.Sonunda,bu hayalet olaylarını doğuran
kimsenin Annemarie olduğu kesinleşti.Bu konuda toplanmış olan
bilgiler o kadar incelikli ve ayrıntılıydı ki,hiç kimse bütün
gözlemcilerin ve bilim adamlarının hayale kurban olduklarını
iddia edemezdi.
Şimdiye kadar belirleyebildiğimiz şey,hayalet olaylarının klasik
fiziğin günümüzdeki olanakları ile açıklanmasının mümkün
olmadığıdır.Belirleyebildiğimiz diğer bir konu,bir gerilim
altında bulunan kimselerin hayalet olaylarına yol
açabilecekleridir.Bu kimseler (bilinç altında) çevrelerine çok
önemli bir şeyi iletmek gereksinimi duymaktadırlar.Bunu yaparken
başkalarıyla normal iletişim yollarının,örneğin konuşma, anlatma
ve görüşme olanaklarının kesintiye uğramış olması önemli bir
noktadır.
Parapsikologların fiziksel etki ya da iletim olayları dediği bu
olaylar,hayalet olaylarında açıkça farklıdır.Çoğunlukla sadece
bir kere olurlar ve çok kısa sürerler.
Bu konu,şimdi vereceğimiz örnekte açık olarak
görülmektedir:Frank annesine kristal bir kase hediye
etmişti.Kısa bir süre sonra 60 km ötede oturan büyükbaba ve
büyükannesini ziyarete gitti.Evdekiler ailece sabah kahvaltısını
yaparken,kristal kase birdenbire ikiye bölündü.Frank'ın
annesi:"Aman Yarabbim,Frank öldü!" diye bağırdı.Gerçekten de
Frank o anda geçirdiği bir trafik kazasında ölmüştü.
Anılan olayı,hayaley olayları araştırmacıları şöyle
açıklamaktadır:Oğul annesine bir "imdat çağrısı"
gönderiyor.Normal iletişim yollarını kullanmak bu durumda
olanaksızdır.Kendisini belli etmek üzere,annesine olan duygusal
ilişkisini temsil eden bir cismi seçiyor.
Yine de,bununla olayın nasıl yaratıldığı ve bir kimsenin
psikokinetik etkileri nasıl yarattığı açıklanamamaktadır.Acaba
fizksel enerjiye çevrilen bir ruh enerjisi var mıdır?
O halde,bir kimse ruhsal enerjisini bir cisim üzerine
yoğunlaştırarak cismi hareket ettirebilir ve bu şekilde bir
hayalet olayına neden olabilir.Yalnız bu güç, kilometrelerce
uzaktan nasıl etkili olabilmektedir?Bu konuda parapsikologlar
iki yeni varsayımda bulunmuşlardır:
1)Ruhsal enerji yer ve zamandan bağımsızdır.
2)Ruhsal enerji gönderici değil,alıcıdan çıkmaktadır.
Bunu son örneğimize uygularsak şu sonuca varırız:Anne,telepatik
olarak Frank'a bir şeyler olduğu haberini alıyor,korkuya
kapılıyor ve sonra zaten birikmiş ruhsal enerjisi olan bu
korkuyu,bir dış eyleme çeviriyor.Dolayısıyla,kaseyi parçalayan
annedir.Oğlunun öldüğünü haykırması,sadece zaten bilinçdışı
olarak haber aldığı durumun bir ifadesinden ibarettir.
Bütün bu varsayımlar,elbette ki hayalet olaylarının ve olayların
iletiminin fiziğin günümüzde kabul edilen ilkelerine açıkça ters
düştüğü gerçeğini değiştiremez. Ruhsal enerjinin varlığı bugüne
kadar kanıtlanamamıştır.Ancak bilimde henüz gerçekten olup
olmadığını kimsenin bilmediği olayları araştırmak olağan
sayılmaktadır.Zaten, maddenin varsayılan asal yapıtaşları
kuvarkları ya da çekim parçacığı olan gravitonları arayan
fizikçiler de aynı şeyi yapmaktadır.
Hayalet olaylarının mümkün olduğunu gösteren bir bilimsel delil
yoktur.Bununla birlikte,bu olayları bilimsel olarak çürüten bir
delil de bulunamamaktadır.Klasik fiziğin dünya görüşünün,kuvantum
mekaniği ve relativite teorisiyle temelinden sarsılışından
beri,hiçbir fizikçi şimdiki fizik kurallarının genişletilmesinin
olanaksız olduğunu söylemeye cesaret edememektedir.Belki de bu
konuda bazı sürprizlere kendimizi hazırlamamız gerekecek.
Bedriye Köker
|