OLAĞAN

 

Olağan,

Birinci alarmı kapat;

Olağan,

İkinci alarma kalk;

Olağan,

Banyoya git;

Olağan,

Yüzünü yıka;

Olağan,

Mutfağa git;

Olağan ,

su iç;

Olağan,

Kafanı pencereden uzat;

Olağan,

Hava durumunu değerlendir,

Olağan ;

Evden çık, trene son anda yetiş ve boş bir yer bul.

Her gün benimkine benzer sıradanlaşmış,  otonom olmuş hayatlar yaşayan bir sürü insanla süre giden bir yolculuk. Daha büyük sıradanlığa giden bir yolculuk.

Artık her biri tanıdık, her biri mutsuz, uykusuz, yorgun suratlar. Her birinin derdi büyük, benzersiz  umutsuz insanlar.

Olağan,

Trenden in;

Olağan,

Yalpalanarak yürü;

Olağan,

Güvenliğe selam ver;

Olağan ,

Kantine git;

Olağan ,

çay iç, poğaça ye;

Olağan ,

Her günkü sıradan konuşmalar, şakalar, söylenmeler.

Trendeki hava hiç değişmiyor. Her yerde, benim bulunduğum, her yerde aynı. İnsanlar mutsuz, umutsuz. Mutlu insanlar kümesi, mutsuz insanlar kümesinin hep alt kümesi. Mutlu insanlar, bazı mutsuz insanların zaman zaman gösterdikleri olağan olmayan tek durum.

***

“Sarhoştan korkmam, ayıktan korktuğum kadar” demişti bir keresinde babam. Arkasından, sarhoş dünyanın pisliğinden kaçıp hayallere dalmak için içer, kendi dünyasında mutlu olur demişti. Babam hiç alkol almış mıydı acaba? Zannetmiyorum. Ama sigara içmiş, bunu biliyorum. Sigara içmemiş olsaydı da başka bir şey mutlaka yapmıştır, yaşamı bir kenara atmak için. Hepimiz yapmıyor muyuz? Unutmak için, uzaklaşmak için. Sigara içiyoruz, alkol alıyoruz, küfür ediyoruz, kahrediyoruz, kaçıyoruz.

En güzeli kaçmak herhalde. Sahip olduğun her şeyi iyisiyle kötüsüyle geride bırakıp kaçmak. Dünyanı düzeltemiyorsan, dünyanı değiştireceksin. Olmadı mı bir daha, bir daha… kaçıp duracaksın. Turist geldiğin dünyada turist yaşayacaksın. Var mı aranızda yapabilecek? Ben yapamam herhalde. 21 yıl biriktirdiğin her şeyi silip atamam. Kolay mı?

Ne yapmalı?

***

Hayat çok karmaşık bir problem. Bir sürü bilinmeyeni var. Sonucu etkileyen pek çok değişken, parametre var. Sabitler bile sabit değil. Bir şeylere bağlı olaraktan değişip duruyorlar. Tek denklem değil, birden çok denklem var, hepsinin sonucu hepsini etkiliyor. Hesaplamaya  kalktığınız anda işlemler arasında kayboluyorsunuz.

O zaman mühendis gibi yaklaşmalı olaya. İhmal etmeli, ayrıntılar içinde boğulmamalı. Baktın onsuz da oluyor, yok say! Sana kalakala soluduğun hava, içtiğin su, yediğin ekmek kalsın. Fazlası var yada yok umursama. Tüm hırslarından, arzularından sıyrıl.

Kolay mı?

Bunu yapabilmek kolay mı?

Yapabilen kaç kişi var?

Yada var mı?

Her şeyi silsem içimdeki sorun üreten, kendine bile şüpheyle yaklaşan dert kaynağı beni ihmal edip, üzerine bir çizik atabilir miyim? Hadi onu da yaptım her şeyi sildim, peki isteksiz arzusuz yaşayabilecek miyim?

Zor ,zor!

Kimse bana kolay demedi ama bu kadar zor olacağını da söylemedi

***.

Nedir bizi mutlu eden yada mutsuz kılan? O, birden  içimize dolan huzur nerden geldi ki, tadına varamadan gitti. Sloganlar görüyoruz hayat güzeldir, yaşamak her şeye rağmen güzeldir… yaşamak ne? Niye yaşıyoruz?

Varolmak için mi? Var olunca ne oluyor? Yani doğmasak ne değişirdi? Şimdi ölsek ne olur? Ne fark eder?

Varolmak niye bu kadar güzel? Eminim varolmak kadar varolmamakta güzeldir. Değil midir?

Her ne ise ne. Bana ne.

Ama pislik, her yanı çürümüş, tutulacak bir dalın olmadığı, sığınılacak bir çatının kalmadığı lanet bir sistemin birer dişlisiyiz hepimiz. İnsanlar kokuşmuş, sevgi saygı hepsi yalan olmuş, hayatta tutkuyla bağlanabileceğimiz tek bir şey kalmamış; benliğimizden başka.

Beklide sorun budur. Ben . herkes kendi benine o kadar dalmış ki… başkalarını bencillikle suçlarken aslında en bencil halimize bürünüyoruz. Aslında kimse kimsenin umurunda değil. İnsanların, sizin onların hayatlarında ki etkiniz kadar umurunuzdasınız. Etkiniz küçükse bir anda ihmal ediliyorsunuz. Yok sayılıyorsunuz.

Varolmak için güçlü olmanız gerekiyor. Günümüz toplumunda güç öyle açıklanabilir basit bir şey de değil. Çünkü varolmak öyle basit bir şey değil. Varolmak varlığınızı kabul ettirmek demek. Varlığınızı kabul ettirebildiğiniz ölçüde varsınız.

Her ne ise ne. Ben sorunu kökünden ihmal ediyorum. Ben beni ihmal ediyorum.         

 

 
 
 

tasarım ve uygulama: halim tuzlu